soğuk
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Ön ad
[düzenle]soğuk (karşılaştırma daha soğuk, üstünlük en soğuk)


(belirteç): Annenin bu şefkati, çocuğa karşı hiç soğuk durmadığını da gösteriyor. (2)
- (termodinamik) Isısı düşük olan, sıcak karşıtı.
- Bu el soğuktu ve titriyordu. - Peyami Safa
- Üşütecek derecede ısısı olan.
- Güneşli, soğuk bir gündü. - S. F. Abasıyanık
- Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu.
- "Apışlarının arasına bir sac mangal alarak yakıcı soğuktan korunmaya çalışıyordu." - Ercüment Ekrem Talu
- (mecaz) Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan.
- Soğuk tavırla birbirlerini selamlayıp uzaklaştılar. - R. H. Karay
- (mecaz) Sevimsiz veya yersiz; antipatik
- Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu. - H. C. Yalçın
- (cinsellik, mecaz) Cinsel istek duymayan
- Soğuk bir kadın.
Belirteç
[düzenle]soğuk
- İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek.
- 1966: Reşat Nuri GÜNTEKİN, 1966, Damga, sayfa 17 , İnkılâp ve Aka Kitabevleri
- "İlk günlerde bana soğuk muamele ettiği halde, sonradan o bile beni sevmeğe başlamıştı."
- 1966: Reşat Nuri GÜNTEKİN, 1966, Damga, sayfa 17 , İnkılâp ve Aka Kitabevleri
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]soğuk almak, soğuk çalmak, soğuk çıkmak, soğuk durmak, soğuk duş etkisi yapmak, soğuk düşmek, soğuk kaçmak, soğuk ter dökmek, soğuk ter basmak, soğuk ter boşanmak, soğuk vurmak, soğuk yakmak
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]soğuk algınlığı, soğuk bez, soğuk büfe, soğuk çay, soğuk dalgası, soğuk damga, soğuk espri, soğuk harp, soğuk hava dalgası, soğuk hava deposu, soğuk ısırması, soğuk içecek, soğukkanlı, soğuk nevale, soğuk renkler, soğuk savaş, soğuk şaka, kuru soğuk, kocakarı soğuğu, öküz soğuğu
Çeviriler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]ön ad
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "soğuk" maddesi