etek
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe ätäk (ätäk)
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]


etek (belirtme hâli eteği, çoğulu etekler)
- (giyim) Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi.
- eş anlamlısı: eteklik
- Kadının soba yanında dikilen kocasına doğru attığı tek bir adım, odaya onun uzun eteğinin arkasına saklanarak girdiğini anladığım küçük kızın kendini bir yabancıya göstermeme niyetini bozuyor.— 2019, Batuhan AŞIKTOPRAK, Kurdun Postu, Varlık Yayınları, sayfalar 28-29
- (giyim) giysinin belden aşağıda kalan bölümü
- Başıma bir kaza gelmesinden korktuğu için uzaktan uzağa bizi takip eder, arkamızdan nefes nefes yokuşlara tırmanır; yol kenarındaki çalılarda ellerini, eteklerini yırtardı.— 1966, Reşat Nuri GÜNTEKİN, Damga, İnkılâp ve Aka Kitabevleri, s. 15
- Annem kalktı, yanıma geldi. Tuttu kaldırdı beni. Eteklerini açtı, beni üstüne oturttu.— 2022, Ümit KAFTANCIOĞLU, Altın Ekin, Dinozor Genç, s. 27
- (giyim) giysinin alt kenarı
- Gerinerek gömlek eteklerini pantolon kemerinden içeri sokmaya başladı.— 2024, Mustafa KUTLU, Başkanın Adamları, Dergâh Yayınları, s. 79
- çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü
- Bizi görünce etekleri güllü divana çöküp eliyle kapıyı kapatmamı işaret etti.— 2004, Ahmet BÜKE, İzmir Postası'nın Adamları, Kanat Yayınları, s. 94
- Kütüphanenin geniş raflarından dördünü yanlamasına, tıka basa doldurdukları yetmemiş gibi, yerlerde, sallanan koltuğun eteklerinde, sehpanın altında ve üstünde, pencerenin altındaki radyatörlerin üzerine konulmuş uzun mermer blokların üstünde, okuma lambasının dibinde haftalarca uyuklayan okumuş okunmamış dergiler.— 2011, Celil Oker, Beşpeşe, Metis Yayınları, s. 143
- Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü
- (argo, üreme organları) edep yeri kelimesinin eş anlamlısı
- (coğrafya) dağ, tepe, yığın v.s. yamaçlı şeylerin alt bölümü
- Dağlara doğru diş budaklar, daha üstlerde eteklere doğru ardıç ağaçları.— 2009, Cem KALENDER, Klan, Kavis Kitap, s. 256
- Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,/ Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler— 2020, Faruk Nafiz ÇAMLIBEL, Han Duvarları, Yapı Kredi Kültür Yayınları, s. 15
- (mecaz) Bir kişinin yakını, çevresi
- Âşık olduğu insanların hayatlarında değilse bile, eteklerinde olmak yetiyordu ona.— 2011, Murathan Mungan, Beşpeşe, Metis Yayınları, s. 37
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]
Deyimler
[düzenle]eteğe varmak, eteği ayağına dolaşmak, eteği kirlenmek, eteğindeki taşı dökmek, eteğinde namaz kılınmak, eteğinden ayrılmamak, eteğinden el çekmek, eteğine düşmek , eteğine sarılmak, eteğine yapışmak, eteğine sığınmak, eteğini başına atmak, [[eteğini başına sarmak, eteğini çekmek, eteğini toplamak, eteğini tutmak, eteğiyle mum söndürmek, etek açmak, eteklerini indirmek, eteklerini toplamak, etekleri tutuşmak, etekleri uzamak, etekleri zil çalmak, etek öpmek, etek silkmek, etek takmak, etek giymek
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]etek bağı, etek belde, etek bezi, etek dolusu, etek etek, etek kiri, etek pantolon, etek pisliği, etekserpen, etek taşı, eteği belinde, eksik etek, iç etek, maksi etek, midi etek, mini etek, pantolon etek, uzun etek, üç etek, çatı eteği, dağ eteği, damak eteği, pencere eteği
Çeviriler
[düzenle]Kaynaklar
[düzenle]Ek okumalar
[düzenle]- Vikipedi'de etek
Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe ätäk (ätäk)
Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: e‧tek
Ad
[düzenle]etek
- (giyim) etek
- Eski Türkçe kökenli Türkçe sözcükler
- Türkçe 2 heceli sözcükler
- Türkçe IPA okunuşu olan sözcükler
- Türkçe sözcükler
- Türkçe adlar
- Türkçede giyim
- Türkçe kitaptan tanıklıklar
- Türkçe argo
- Türkçede üreme organları
- Türkçede coğrafya
- Eski Türkçe kökenli Gagavuzca sözcükler
- Gagavuzca 2 heceli sözcükler
- Gagavuzca sözcükler
- Gagavuzca adlar
- Gagavuzcada giyim