basma
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]basma (belirtme hâli basmayı, çoğulu basmalar)
- (basın/yayın) basmak işi
- Eşyanın üstüne çıkıp basmaya, üstünde zıplamaya başladık. - A. Kutlu
- gazete, dergi, kitap gibi bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua
- (iskambil) iskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun
- (dokuma) üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş
- O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim. - Memduh Şevket Esendal
- (jeoloji) yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz deniz sularının yükselme|yükselmesi, çekilme karşıtı
- (halk ağzı) gübre, tezek
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Ön ad
[düzenle]

basma (karşılaştırma daha basma, üstünlük en basma)
- (dokuma) basma kumaştan yapılan
- Deniz kamyondan inmeden önce balkon kapısının camında kendimi görmüştüm, kısacık saçlarım sırılsıklam, çiçekli basmadan eteğim çırpı gibi bacaklarıma yapışmış.— Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, s. 331, Can Sanat Yayınları
- basılmış olan
- (tarım) Özellikle Karadeniz dolaylarında yetiştirilen tütün tipi
- Her gün en az otuz tane sardığı basma tütün yüzünden duvarlara dayanıp boğulurcasına öksürdüğünü görmese, Mürşit hiç ölmeyeceğini düşünecek.— Ayfer TUNÇ, 2014, Dünya Ağrısı, s. 61
Kaynakça
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Tatarca
[düzenle]Ad
[düzenle]basma