İçeriğe atla

kayış

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

kayış (belirtme hâli kayışı, çoğulu kayışlar)

Fotoğraf makinesinin kayışı, adamın bileğine dolanmış. (1)
  1. bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi, kordon
    • Şapkası yere düşmüş, yakası yırtılmış, kılıcının kayışı kopmuştu. - Ö. Seyfettin
  2. kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç
  3. ustura bilenen cilâlı kösele
  4. tasma
    • Girişte ve ayakta; kayışını tuttuğu iri bir kurt köpeğiyle beni seyrediyor.
      — Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, s. 160, İletişim Yayınları
  5. Toplu taşımalarda ayakta duran yolcunun otobüste sabit kalabilmesi amacıyla tavana asılmış tutacak, tutamaç
    • Ayakta derisi tutmaktan kararmış kayışlara asıldılar.
      — Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, s. 46, Kanat Yayınları
  6. kayma işi

Atasözleri

[düzenle]

kayış bilir kutan ne çeker

Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Türk Dil Kurumuna göre "kayış" maddesi


Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe qadysh

kayış

  1. kayış

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki