kayış
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Ad
[düzenle]kayış (belirtme hâli kayışı, çoğulu kayışlar)

- bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi, kordon
- Şapkası yere düşmüş, yakası yırtılmış, kılıcının kayışı kopmuştu. - Ö. Seyfettin
- kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç
- ustura bilenen cilâlı kösele
- tasma
- Girişte ve ayakta; kayışını tuttuğu iri bir kurt köpeğiyle beni seyrediyor.— Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, s. 160, İletişim Yayınları
- Toplu taşımalarda ayakta duran yolcunun otobüste sabit kalabilmesi amacıyla tavana asılmış tutacak, tutamaç
- Ayakta derisi tutmaktan kararmış kayışlara asıldılar.— Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, s. 46, Kanat Yayınları
- kayma işi
Atasözleri
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]çeviriler
Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "kayış" maddesi
Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe qadysh
Ad
[düzenle]kayış
- kayış
Kaynakça
[düzenle]- Etymological Dictionaries - Andras Rajki