boru
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Heceleme
[düzenle]- Heceleme: bo‧ru
Ad
[düzenle]boru (belirtme hâli boruyu, çoğulu borular)

- (yapı malzemeleri) Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir.
- Soba borusu kazanın içinden geçerdi. - N. Cumalı
- (müzik aletleri) borazan
- Ankara'da ilk sabah boru sesinden uyandım. - R. E. Ünaydın
- (oyun) Bir tür çocuk oyunu
- Çocuklar burada çift kale maç, saklambaç, boru gibi oyunların yanı sıra vahşi bir uğraşa merak sarmışlardı: Köpek dövüşleri.— 2015, Emrah POLAT, Köpek Adamlar, İletişim Yayınları, s. 69
- (halk ağzı, otomotiv) (Kıbrıs ağzı) korna
- (argo, üreme organları) erkeklik organı.
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]boru çalmak, boru değil, boru gibi ötmek, boru mu bu?, borusunu çalmak, borusu ötmek
Türetilmiş Kavramlar
[düzenle]boru ağı, boru akımı, boru askısı, boru bileziği, boru çiçeği, boru hattı, boru kabağı, boru kelepçesi, boru mengenesi, boru paça, boru yolu, çelik boru, demir boru, kılcal boru, pik boru, plastik boru, profil boru, acemborusu, bağlantı borusu, boşaltma borusu, emzik borusu, fallop borusu, güvenlik borusu, havalık borusu, idrar borusu, kalk borusu, kalorifer borusu, karavana borusu, nefes borusu, östaki borusu, paydos borusu, pis su borusu, sidik borusu, soluk borusu, su borusu, taharet borusu, tahliye borusu, T borusu, ti borusu, U borusu, yağmur borusu, yat borusu, yem borusu, yemek borusu, yuf borusu
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Aktunç, Hulki (2001). Büyük Argo Sözlüğü, YKY, İstanbul. ISBN 975-363-864-7
Kırım Tatarcası
[düzenle]Ad
[düzenle]boru
Tatarca
[düzenle]Eylem
[düzenle]boru