clear
Görünüm
İngilizce
[düzenle]Köken
[düzenle]Orta İngilizce clere
Ad
[düzenle]clear (çoğulu clears)
- (dil bilimi) ince.
Eylem
[düzenle]clear (üçüncü tekil kişi geniş zaman clears, şimdiki zaman clearing, geçmiş zaman ve yakın geçmiş zaman cleared)
- (geçişli eylem) bir yerden engelleri, engelleyici unsurları veya diğer istenmeyen nesneleri kaldırmak.
- Police took two hours to clear the road.
- (geçişli eylem) nesneleri veya materyalleri kaldırarak bir şeyin önünü açmak ya da serbest bırakmak.
- (geçişsiz eylem) aniden ayrılmak; ortadan kaybolmak ya da çekip gitmek.
- (geçişli eylem) bir konudaki belirsizliği veya şüpheyi ortadan kaldırmak, açıklığa kavuşturmak, çözmek, netleştirmek.
- We need to clear this issue once and for all.
- (geçişli eylem) özellikle bir suç işlediği şüphesinden kurtulmak.
- The court cleared the man of murder.
Ön ad
[düzenle]clear (karşılaştırma more clear, üstünlük most clear)
- saydam, transparan, şeffaf.
- parlak, ışık saçan, karanlıkta veya gizlide olmayan.
- engelsiz.
- bulutsuz gün.
- (meteoroloji) gökyüzünün yüzeyinin sadece sekizde birinden daha azının bulutlarla kaplı olduğu durum.
- belirsizlik veya şüphe içermeyen, kolayca anlaşılır.
- belirgin, keskin, net.
- (mecaz) suçluluk veya zan barındırmayan.
- kıvam arttırıcı madde içermeyen çorba.
- hiç algılanabilir uyaran içermeyen veya çok az içeren.
- olayları net bir şekilde kavrayabilen; keskin zekalı; zeki; derinlemesine anlayan; ayırt edici.
- karışmamış, tam saf.
İlgili sözcükler
[düzenle]Türetilmiş sözcükler
[düzenle]- Galce: clir
Belirteç
[düzenle]- tamamen; baştan sona.
- bir şeye yakın olmamak ya da ona temas etmemek.
- diğerlerinden bağımsız veya ayrı.
- açık bir şekilde, ayan beyan.