İçeriğe atla

clear

Vikisözlük sitesinden

İngilizce

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Orta İngilizce clere

clear (çoğulu clears)

  1. (dil bilimi) ince.

Eylem

[düzenle]

clear (üçüncü tekil kişi geniş zaman clears, şimdiki zaman clearing, geçmiş zaman ve yakın geçmiş zaman cleared)

  1. (geçişli eylem) bir yerden engelleri, engelleyici unsurları veya diğer istenmeyen nesneleri kaldırmak.
    Police took two hours to clear the road.
  2. (geçişli eylem) nesneleri veya materyalleri kaldırarak bir şeyin önünü açmak ya da serbest bırakmak.
  3. (geçişsiz eylem) aniden ayrılmak; ortadan kaybolmak ya da çekip gitmek.
  4. (geçişli eylem) bir konudaki belirsizliği veya şüpheyi ortadan kaldırmak, açıklığa kavuşturmak, çözmek, netleştirmek.
    We need to clear this issue once and for all.
  5. (geçişli eylem) özellikle bir suç işlediği şüphesinden kurtulmak.
    The court cleared the man of murder.

Ön ad

[düzenle]

clear (karşılaştırma more clear, üstünlük most clear)

  1. saydam, transparan, şeffaf.
  2. parlak, ışık saçan, karanlıkta veya gizlide olmayan.
  3. engelsiz.
  4. bulutsuz gün.
  5. (meteoroloji) gökyüzünün yüzeyinin sadece sekizde birinden daha azının bulutlarla kaplı olduğu durum.
  6. belirsizlik veya şüphe içermeyen, kolayca anlaşılır.
  7. belirgin, keskin, net.
  8. (mecaz) suçluluk veya zan barındırmayan.
  9. kıvam arttırıcı madde içermeyen çorba.
  10. hiç algılanabilir uyaran içermeyen veya çok az içeren.
  11. olayları net bir şekilde kavrayabilen; keskin zekalı; zeki; derinlemesine anlayan; ayırt edici.
  12. karışmamış, tam saf.

İlgili sözcükler

[düzenle]

Türetilmiş sözcükler

[düzenle]

Belirteç

[düzenle]
  1. tamamen; baştan sona.
  2. bir şeye yakın olmamak ya da ona temas etmemek.
  3. diğerlerinden bağımsız veya ayrı.
  4. açık bir şekilde, ayan beyan.