as

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
[1] Karo as
[2] Kakım
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: As,

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın as aslar
Belirtme (-i) ası asları
Yönelme (-e) asa aslara
Bulunma (-de) asta aslarda
Çıkma (-den) astan aslardan
Tamlayan asın asların

as -sı

[1] (iskambil) iskambilde bir tür kağıt
[2] (sansargiller) gelincik denilen hayvan, kakım
[3] bir işte başta gelen (kimse veya şey)
As oyuncu

Köken[düzenle]

[1],[3] Fransızca: as

Deyimler[düzenle]

maça ası

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "as"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] bir işte başta gelen
As oyuncu.

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Afrikanca[düzenle]

[düzenle]

[1] kül

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

[1] kara, malihulya
[2] sibirye tarafında bir vilayet ismi dir, deyirmen mânâsına dahi gelir, âs lafzı emr dir, as demek dir

Eski Türkçe[düzenle]

[düzenle]

[1] cariyelere verilen bir ad
[2] kakım
[3] hermelin

Hollandaca[düzenle]

[düzenle]

[1] kül

İngilizce[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

(İngiliz İngilizcesi) IPA: æz

Heceleme[düzenle]

Heceleme: as

Bağlaç[düzenle]

[1] -ce, -de
[2] daha, kadar
[3] iken, -ken

Örnekler[düzenle]

[1] As he came in the room, she run away immediately.
Odaya girdiğinde [o] hemen oradan koşarak kaçtı.
[2] Boğaç Han was twice as strong as a bull and killed him by holding it back with his fist.
Boğaç Han, boğadan iki misli daha kuvvetliydi ve onu yumruğu ile durdurarak öldürdü.
[3] She slept on his laps as the snow falls outside the room.
Odanın dışında kar yağarken [onun] dizleri üzerinde uyudu.

Belirteç[düzenle]

[1] kadar
[2] üzere
[3] olarak

Örnekler[düzenle]

[1] Chelsea is not as tall as Brittany.
Chelsea, Brittany kadar boylu değil.
[2] The terrorists released them as agreed.
Teröristler onları anlaşıldığı üzere [serbest] bıraktılar.
[3] He was never seen as a boss, but as a friend.
O hiçbir zaman bir şef olarak değil, fakat bir dost olarak görülürdü.

İlgeç[düzenle]

[1] kadar
[2] olarak

Örnekler[düzenle]

[1] Chelsea is not as tall as Brittany.
Chelsea, Brittany kadar boylu değil.
[2] What is the opinion of her on this problem as a mother?
Onun bir anne olarak bu konudaki fikri nedir?

İsveççe[düzenle]

[düzenle]

as:
çekim
tekil tekil çoğul çoğul
cinssiz belirsiz belirli belirsiz belirli
yalın (ett) as aset as asen
tamlayan as asets as asens
[1] leş

Heceleme[düzenle]

as, as·et, çoğulu as, as·en

Manksça[düzenle]

Bağlaç[düzenle]

[1] ve

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.


Zazaca[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] gör