İçeriğe atla

حق

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: حف, خف

Arapça

[düzenle]
Vikipedi
Vikipedi

Köken 1

[düzenle]
ح ق ق‎ (ḥ ḳ ḳ).

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

حَقَّ (ḥaḳḳa) I, geniş zaman يَحِقُّ veya يَحُقُّ‎ (yaḥiḳḳu veya yaḥuḳḳu)

  1. hakikat olmak, tasdik edilmiş olmak
  2. doğru olmak
  3. lüzumlu olmak, mecburî olmak
  4. münasip olmak
    •  وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوٱ ٱللَّهَ وَاجْتَنِبُوٱ الطَّاغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى اللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلَالَةُ فَسِيرُوٱ فِي الْأَرْضِ فَٱنْظُرُوٱ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ (velaḳad baʿas̱nā fī külli ʾümmetin rrasūlen ʾeni ʿbüdū l-lehe vāctenibū eṭ-ṭāġūte feminhüm mmen hedā el-lehü veminhüm mmen ḥaḳḳat ʿaleyhi eḍ-ḍalāletü fesīrū fī el-ʾerḍi fenẓurū keyfe kāne ʿāḳibetü el-mükeẕẕibīne) — [[w:ar:Celâlim hakkı için biz, her ümmette «Allaha ibadet edin ve Tâguttan ictinab eyleyin» diye bir Resul ba'settik, sonra içlerinden kimine Allah hidayet nasîb etti, kiminin de üzerine dalâlet hakkoldu, şimdi Yer yüzünde bir gezin de bakın peygamberleri tekzib edenlerin âkibeti nasıl oldu?|Celâlim hakkı için biz, her ümmette «Allaha ibadet edin ve Tâguttan ictinab eyleyin» diye bir Resul ba'settik, sonra içlerinden kimine Allah hidayet nasîb etti, kiminin de üzerine dalâlet hakkoldu, şimdi Yer yüzünde bir gezin de bakın peygamberleri tekzib edenlerin âkibeti nasıl oldu?]][1]
  5. vadesi dolmak
Çekimleme
[düzenle]

Eylem

[düzenle]

حَقَّ (ḥaḳḳa) I, geniş zaman يَحُقُّ‎ (yaḥuḳḳu)

  1. emin olmak
  2. tanımak
Çekimleme
[düzenle]

Köken 2

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

حُقَّ (ḥuḳḳa) I, geniş zaman يُحَقُّ‎ (yuḥaḳḳu) Şablon:lbl

  1. lâzım olmak, mecburî olmak
  2. münasip olmak
  3. vadesi dolmak
Çekimleme
[düzenle]

Köken 3

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

حَقّ (ḥaḳḳ) e (çoğul حُقُوق‎ (ḥuḳūḳ))

  1. حُقَّ‎ (ḥuḳḳa) fiilinden isim
  2. حَقَّ‎ (ḥaḳḳa) fiilinden isim
  3. eşitlik
  4. hakikat
  5. doğruluk
  6. haklı sahiplenme, mal
  7. hak
     .فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ بِٱلۡعَشِیِّ وَٱلۡإِبۡكَـٰرِ — O halde sabret, çünkü Allahın va'di haktır. Hem günahına istiğfar ve akşam, sabah rabbına hamdiyle tesbih et.[2]
  8. münasip tavır
  9. realite
  10. (çoğul, haklar) haklar, talepler, hak talepleri
    الْحُقُوق‎ (el-ḥuḳūḳ) — hukuk
Çekimleme
[düzenle]
Zıt anlamlılar
[düzenle]
Türevleri
[düzenle]

(حُقُوق‎ (ḥuḳūḳ) kelimesinin çoğulu üzerinden):

Ön ad

[düzenle]

حَقّ (ḥaḳḳ) (dişil حَقّ (ḥaḳḳ), dişil حَقّ (ḥaḳḳ), genel çoğul حَقّ (ḥaḳḳ))

  1. hakiki, otantik
  2. adil, adil ve makul
  3. doğru, geçerli, sağlam
Çekimleme
[düzenle]

Köken 4

[düzenle]
ح ق ق‎ (ḥ ḳ ḳ).

Söyleniş

[düzenle]

حُقّ (ḥuḳḳ) e (çoğul أَحْقَاق‎ (ʾaḥḳāḳ) veya حِقاق‎ (ḥiḳāḳ) veya حُقُوق‎ (ḥuḳūḳ))

  1. kavanoz
  2. sürahi
  3. delik
  4. (anatomi) eklem yuvası
Çekimleme
[düzenle]

Köken 5

[düzenle]

Noun

[düzenle]

حق (alfabe çevirisi gerekiyor) d ç (حُقّ)

  1. حُقَّة‎ (ḥuḳḳa) sözcüğünün çoğul çekimi

Kaynakça

[düzenle]

Farsça

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

حق (حَقّ)

  1. hak

Karşıt anlamlılar

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi

[düzenle]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Farklı yazılışlar

[düzenle]

حق (hakk)

  1. kazıma, oyma, bir şeyin üstünü çelik kalemle yazma