emin olmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Arapça امن (ʔ-m-n, “güven”, “emniyet”) kökünden türeyen أمين (emīn, “güvenilir”, “emin”) + Osmanlı Türkçesi اولمق (olmak).
Söyleniş
[düzenle]- [e·miːn ol·mak]
Heceleme
[düzenle]- e·min ol·mak
Birleşik eylem
[düzenle]emin olmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi emin olur)
- (Kesinlik, şüphesizlik) Bir durumun, bilginin veya olayın doğruluğundan, gerçekliğinden ya da gerçekleşeceğinden hiçbir kuşku duymamak, tam bir kanaat getirmek.
- "Havuzda yıldızların aksine bakıyoruz; fakat aynı şeyi hissettiğimizden emin olmamak azabı içindeyim." - Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
- Ne kadar kontrol etsem de, bu raporun hatasız olduğundan bir türlü emin olamıyorum.
- (Güven) Bir kişi, nesne veya durumun doğruluğuna, dürüstlüğüne, güvenilirliğine veya sözüne kayıtsız şartsız güvenmek; ondan şüphe duymamak.
- Arkadaşımın dürüstlüğünden daima eminim.
- Emin olma duygusunu çok özledim. Elimi nereye atsam şüphe. - José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
- (Kontrol, teyit) Bir işin veya durumun eksiksiz, doğru ve istenilen şekilde olduğunu anlamak için gerekli kontrol veya hazırlığı yapmak.
- Kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden emin olmak için bir kez daha kontrol etti.
- Yola çıkmadan önce, arabanın lastiklerinin havasını kontrol ettiğimizden emin olalım.
Çekim
[düzenle]- Geniş zaman → emin olur
- Şimdiki zaman → emin oluyor
- Gelecek zaman → emin olacak
- Belirli geçmiş zaman → emin oldu
- Belirsiz geçmiş zaman → emin olmuş
- Gereklilik → emin olmalı
- Emir → emin ol
Eş anlamlılar
[düzenle]İlgili deyimler
[düzenle]- Gözü kapalı güvenmek – Birine şüphesiz inanmak.
- Şüphesi olmamak – Kesinlikle emin olmak.
- Söz götürmez – Şüphesiz, kesin, doğruluğuna karşı çıkılamaz.
- Hiç şüphesiz – Kesin olarak, mutlaka.
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|