zehir
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi زهر (zehir), Farsça زهر (zehr).
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]zehir (belirtme hâli zehri, çoğulu zehirler)

- (zehirler) Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde panzehrin karşıtı; ağı, sem, zıkkım
Evvela bir yumruk vurdu, sersemledim, sonra ağzıma bilmediğim bir zehir tıktı, işte bu zehirle bayıldım. — F. R. Atay
- (mecaz, duygular) Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı.
- Ölünceye kadar dost ve kardeş kalacağımızı birbirimize va'dederek ayrıldığımız zaman, içimin bütün zehri akmıştı.— 1966, Reşat Nuri GÜNTEKİN, Damga, İnkılâp ve Aka Kitabevleri, s. 27
Çekimleme
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]zehir hafiye, zehir zemberek, zehir zıkkım, zehretmek, zehrolmak, beyaz zehir, panzehir, kurbağazehri
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Ek okumalar
[düzenle]- Vikipedi'de zehir
Kuzey Kürtçe
[düzenle]Ad
[düzenle]zehir ?