İçeriğe atla

kaş

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: kas, Kaş

Türkçe

[düzenle]

Yazılışlar

[düzenle]
قاش‎

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe kāş‎ (kāş, “1. kaş, 2. kenar”) sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe kawşı‎ (kawşı, “bitişik”) sözcüğü ile eş kökenlidir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe kawış-‎ (kawış-, “bitişmek”) sözcüğü ile eş kökenlidir.

Söyleniş

[düzenle]

kaş (belirtme hâli kaşı, çoğulu kaşlar)

Kaş (1)
Kaş (2)
  1. (anatomi) Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar.
    • "Alnında boncuk boncuk terler birikmişti, kaşlarının üstüne doğru sızıyordu." - Mahmut Yesari
  2. (binicilik) Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm.
  3. (halk ağzı, coğrafya) Sarp kayalık, uçurum.
  4. (halk ağzı, coğrafya) Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır; set.
  5. (halk ağzı) Ocağın veya şöminenin üst tarafında bulunan, üzerine malzeme konulan çıkıntı.

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

kaş yıkmak, kaş göz etmek, kaş göz işareti yapmak, kaşı çatılmak, kaşını gözünü eğmek, kaşının altında gözün var dememek, kaş ile göz, gerisi söz, kaşla göz arasında, kaşlarını çatmak, kaş yapayım derken göz çıkartmak.

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

kaşbastı, kaş jölesi, çatık kaş, çatma kaş, karakaş, baca kaşı, civankaşı, eyer kaşı, ocak kaşı, yüzük kaşı.

Çeviriler

[düzenle]
anatomi

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "KAŞ :"
  • Nişanyan Sözlük'te: kaş.

Ek okumalar

[düzenle]

Azerice

[düzenle]

kaş

  1. keşke

Kumanca

[düzenle]

kaş

  1. eyer çıkıntısı
  2. kemeri

Türkmence

[düzenle]

kaş

  1. (toplum bilimi) düşman

Zazaca

[düzenle]

kaş e

  1. (coğrafya) yokuş