in

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: In

Türkçe[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın in inler
Belirtme (-i) ini inleri
Yönelme (-e) ine inlere
Bulunma (-de) inde inlerde
Çıkma (-den) inden inlerden
Tamlayan inin inlerin

in -ni

[düzenle]

in -ni

[1] yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk
[2] (yüzey bilimi) mağara
[3] (primatlar) insan

Türk lehçeleri[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Bin atın varsa inişte in, bir atın varsa yokuşta bin
İn kalk dünyası

Deyimler[düzenle]

in cin top oynuyor

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

[1] hayvanların, kuvuk, küçük gar ve kuş ve tuyurın mekyan-u yuvası
[2] ini

Gagavuzca[düzenle]

[düzenle]

[1] in

Köken[düzenle]

[1] Eski Türkçe: in

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Hollandaca[düzenle]

Belirteç[düzenle]

[1] içinde

İngilizce[düzenle]

İlgeç[düzenle]

Dinle (ABD aksanı).

Söyleniş[düzenle]

(vurgulu) IPA: /ɪn/
(vurgusuz) IPA: /n̩/
[1] (bir şeyin) içinde, dahilinde, (bir yer) -de.
[2] (bir şeyin) içine.
[3] bir şeyin belirli bir zamanda gerçekleştiğini belirtmek için kullanılır. (sabah, ... yılında vb.)
[4] bir şeyin ne kadar zaman sonra gerçekleşeceğini belirtmek için kullanılır.
[5] birinin duygusal veya fiziksel durumunu, yaşını, işini veya bir şeyin sırasını, yerini vs. belirtmek için kullanılır. (çoğunlukla bir isimden önce gelir)
[6] sayısal bir değerin bütüne oranını, yüzdesini belirtmek için kullanılır.

Örnekler[düzenle]

[1] I'm living in London.
[1] She saw the bus in the rear-view mirror.
[2] Don't put coal in the bath.
[3] 'They met in 1885.
[4] I'll see you in fifteen minutes.
[5] They are in love.
[6] One in ten people uses this shampoo.

Köken[düzenle]

(Ana Hint-Avrupa dili): *en → (Proto-Cermence): *in → (Eski İngilizce): in → (Orta İngilizce)

Belirteç[düzenle]

[1] içeri
[2] içeride, (bir şeyin) içinde

Örnekler[düzenle]

[1] Come in.
[2] We were locked in.

Ön ad[düzenle]

[1] (teklifsiz konuşma) moda, in

Örnekler[düzenle]

[1] Pastels and light colors are in this year.

Eylem[düzenle]

[1] (eski) içine almak

Örnekler[düzenle]

[1] He that ears my land spares my team and gives me leave to in the crop. (Shakespeare)

Latince[düzenle]

Belirteç[düzenle]

[1] içinde

Reto Romanca[düzenle]

Rakam[düzenle]

[1] bir

Slovence[düzenle]

Bağlaç[düzenle]

[1] ve

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.