İçeriğe atla

in

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: In, Inn

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe in‎ (in)

Söyleniş

[düzenle]

in (belirtme hâli ini, çoğulu inler)

İnindeki bir ayı. (1)
  1. (yerler, yapılar) Yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk.
  2. (yüzey bilimi) mağara kelimesinin eş anlamlısı

Köken 2

[düzenle]

Arapça

in (belirtme hâli ini, çoğulu inler)

  1. (insan) insan kelimesinin eş anlamlısı

Çekimleme

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

in

  1. inmek sözcüğünün dilek-emir kipi basit ikinci tekil şahıs olumlu çekimi

Çekimleme

[düzenle]
in eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit indim indin indi indik indiniz indiler
hikâye indiydim indiydin indiydi indiydik indiydiniz indiydiler
rivayet — — — — — —
şart indiysem indiysen indiyse indiysek indiyseniz indiyseler
indilerse
belirsiz geçmiş basit inmişim inmişsin inmiş inmişiz inmişsiniz inmişler
hikâye inmiştim inmiştin inmişti inmiştik inmiştiniz inmiştiler
rivayet inmişmişim inmişmişsin inmişmiş inmişmişiz inmişmişsiniz inmişmişler
şart inmişsem inmişsen inmişse inmişsek inmişseniz inmişseler
inmişlerse
geniş basit inerim inersin iner ineriz inersiniz inerler
hikâye inerdim inerdin inerdi inerdik inerdiniz inerdiler
rivayet inermişim inermişsin inermiş inermişiz inermişsiniz inermişler
şart inersem inersen inerse inersek inerseniz inerseler
inerlerse
şimdiki basit iniyorum iniyorsun iniyor iniyoruz iniyorsunuz iniyorlar
hikâye iniyordum iniyordun iniyordu iniyorduk iniyordunuz iniyordular
rivayet iniyormuşum iniyormuşsun iniyormuş iniyormuşuz iniyormuşsunuz iniyormuşlar
şart iniyorsam iniyorsan iniyorsa iniyorsak iniyorsanız iniyorsalar
iniyorlarsa
gelecek basit ineceğim ineceksin inecek ineceğiz ineceksiniz inecekler
hikâye inecektim inecektin inecekti inecektik inecektiniz inecektiler
rivayet inecekmişim inecekmişsin inecekmiş inecekmişiz inecekmişsiniz inecekmişler
şart ineceksem ineceksen inecekse ineceksek inecekseniz inecekseler
ineceklerse
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit ineyim inesin ine inelim inesiniz ineler
hikâye ineydim ineydin ineydi ineydik ineydiniz ineydiler
rivayet ineymişim ineymişsin ineymiş ineymişiz ineymişsiniz ineymişler
şart — — — — — —
şart basit insem insen inse insek inseniz inseler
hikâye inseydim inseydin inseydi inseydik inseydiniz inseydiler
rivayet inseymişim inseymişsin inseymiş inseymişiz inseymişsiniz inseymişler
şart — — — — — —
gereklilik basit inmeliyim inmelisin inmeli inmeliyiz inmelisiniz inmeliler
hikâye inmeliydim inmeliydin inmeliydi inmeliydik inmeliydiniz inmeliydiler
rivayet inmeliymişim inmeliymişsin inmeliymiş inmeliymişiz inmeliymişsiniz inmeliymişler
şart inmeliysem inmeliysen inmeliyse inmeliysek inmeliyseniz inmeliyseler
inmelilerse
emir basit — in insin — inin
ininiz
insinler
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit inmedim inmedin inmedi inmedik inmediniz inmediler
hikâye inmediydim inmediydin inmediydi inmediydik inmediydiniz inmediydiler
rivayet — — — — — —
şart inmediysem inmediysen inmediyse inmediysek inmediyseniz inmediyseler
inmedilerse
belirsiz geçmiş basit inmemişim inmemişsin inmemiş inmemişiz inmemişsiniz inmemişler
hikâye inmemiştim inmemiştin inmemişti inmemiştik inmemiştiniz inmemiştiler
rivayet inmemişmişim inmemişmişsin inmemişmiş inmemişmişiz inmemişmişsiniz inmemişmişler
şart inmemişsem inmemişsen inmemişse inmemişsek inmemişseniz inmemişseler
inmemişlerse
geniş basit inmem inmezsin inmez inmeyiz inmezsiniz inmezler
hikâye inmezdim inmezdin inmezdi inmezdik inmezdiniz inmezdiler
rivayet inmezmişim inmezmişsin inmezmiş inmezmişiz inmezmişsiniz inmezmişler
şart inmezsem inmezsen inmezse inmezsek inmezseniz inmezseler
inmezlerse
şimdiki basit inmiyorum inmiyorsun inmiyor inmiyoruz inmiyorsunuz inmiyorlar
hikâye inmiyordum inmiyordun inmiyordu inmiyorduk inmiyordunuz inmiyordular
rivayet inmiyormuşum inmiyormuşsun inmiyormuş inmiyormuşuz inmiyormuşsunuz inmiyormuşlar
şart inmiyorsam inmiyorsan inmiyorsa inmiyorsak inmiyorsanız inmiyorsalar
inmiyorlarsa
gelecek basit inmeyeceğim inmeyeceksin inmeyecek inmeyeceğiz inmeyeceksiniz inmeyecekler
hikâye inmeyecektim inmeyecektin inmeyecekti inmeyecektik inmeyecektiniz inmeyecektiler
rivayet inmeyecekmişim inmeyecekmişsin inmeyecekmiş inmeyecekmişiz inmeyecekmişsiniz inmeyecekmişler
şart inmeyeceksem inmeyeceksen inmeyecekse inmeyeceksek inmeyecekseniz inmeyecekseler
inmeyeceklerse
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit inmeyeyim inmeyesin inmeye inmeyelim inmeyesiniz inmeyeler
hikâye inmeyeydim inmeyeydin inmeyeydi inmeyeydik inmeyeydiniz inmeyeydiler
rivayet inmeyeymişim inmeyeymişsin inmeyeymiş inmeyeymişiz inmeyeymişsiniz inmeyeymişler
şart — — — — — —
şart basit inmesem inmesen inmese inmesek inmeseniz inmeseler
hikâye inmeseydim inmeseydin inmeseydi inmeseydik inmeseydiniz inmeseydiler
rivayet inmeseymişim inmeseymişsin inmeseymiş inmeseymişiz inmeseymişsiniz inmeseymişler
şart — — — — — —
gereklilik basit inmemeliyim inmemelisin inmemeli inmemeliyiz inmemelisiniz inmemeliler
hikâye inmemeliydim inmemeliydin inmemeliydi inmemeliydik inmemeliydiniz inmemeliydiler
rivayet inmemeliymişim inmemeliymişsin inmemeliymiş inmemeliymişiz inmemeliymişsiniz inmemeliymişler
şart inmemeliysem inmemeliysen inmemeliyse inmemeliysek inmemeliyseniz inmemeliyseler
inmemelilerse
emir basit — inme inmesin — inmeyin
inmeyiniz
inmesinler
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Almanca

[düzenle]

Söylenişi

[düzenle]

Edat

[düzenle]

in

  1. [+ yönelme çekimi] -da/-de, içinde, 3 boyutlu hacimler için bulunma belirtir
     in der Schachtel — kutuda
     in der Schule — okulda
     im Fernseher — televizyonda
  2. [+ yönelme çekimi] -da/-de, ülke, şehir ve benzeri coğrafi bölgelerde bulunma belirtir
     in der Türkei — Türkiye'de
     in Deutschland — Almanya'da
     in Heidelberg — Heidelberg'de
     in einer Stadt — bir şehirde
     im Ausland — yurtdışında
  3. [+ belirtme çekimi] -a/-e, içine, yukarıda sayılan durumlar için yönelme belirtir
  4. [+ yönelme çekimi] sonra, -a/-e, içinde, olayın ne kadar zamanlık bir aralıktan sonra gerçekleştiğini gösterir
     in 3 Stunden — 3 saate/3 saat sonra
     in einer Woche — bir haftaya
  5. Diller için bulunma ve yönelme belirtir.
     aus Türkischen ins Deutsche übersetzen — Türkçeden Almancaya çevirmek
  6. Bazı fiillerin nesnesini işaretler
     Ich habe mich in ihn verliebt. — Ona aşık oldum.

Açıklamalar

[düzenle]
  • Bir Wechselpräposition olarak in edatı, hem yönelme hem de belirtme hâliyle kullanılabilir. Yönelme hâliyle kullanıldığında bulunma (Ich bin in der Schule - Okuldayım), belirtme hâliyle kullanıldığında yönelme (Ich gehe in die Schule - Okula gidiyorum) belirtir.
  • 3 boyutlu bölgelerde, veya başka içinde bulunulan bölgelerde in kullanmak zorunludur. Binalarda in edatını kullanmak fiziksel ve somut bir şekilde bulunma bildirir (Ich bin jetzt in der Schule - Şu anda okuldayım). Buna mukabil binayla alakalı olan kurumlar, veya başka soyut manalar söz konusu ise an kullanılabilir (Ich studiere an der KIT - KIT'de okuyorum.).
  • Yönelme belirtirken zu yerine in kullanmak, çok daha somut olarak hedef binanın içine olunacağını belirtir. Buna mukabil genel olarak yönelmek için zu kullanılır. Özellikle günlük konuşmada zu oldukça yaygındır.
  • Postane, banka, belediye binası gibi devlet kurumları için bazen formal konuşmada auf edatı kullanılsa da günümüzde bu kullanımmdan düşmektedir.
  • Cinsiyeti nötr olan ülke, şehir ve bölge isimleri -ki Almancada bu tür bölgelerin cinsiyeti genelde nötrdür- artikel olmadan in ile kullanılır. Bu tarz bölgelere yönelme için nach edatını kullanmak mecburidir. Buna mukabil; eril, dişil ve çoğul ülke, bölge ve şehirler için artikel kullanmak mecburidir, ve yönelme için de bulunma için de in kullanılır. Bu tarz bölgelere yönelmek için zu kullanılamaz.

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Felemenkçe

[düzenle]

Belirteç

[düzenle]

in

  1. içinde

İngilizce

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Orta İngilizce in, o da Eski İngilizce in, o da Proto-Cermence *in, o da Ana Hint-Avrupa dili *en kelimelerinden gelmektedir.

Edat

[düzenle]

in

  1. (bir şeyin) içinde, dahilinde, (bir yer) -de.
    I'm living in London.
    She saw the bus in the rear-view mirror.
  2. (bir şeyin) içine.
    Don't put coal in the bath.
  3. bir şeyin belirli bir zamanda gerçekleştiğini belirtmek için kullanılır. (sabah, ... yılında vb.)
    They met in 1885.
  4. bir şeyin ne kadar zaman sonra gerçekleşeceğini belirtmek için kullanılır.
    I'll see you in fifteen minutes.
  5. birinin duygusal veya fiziksel durumunu, yaşını, işini veya bir şeyin sırasını, yerini vs. belirtmek için kullanılır. (çoğunlukla bir isimden önce gelir)
    They are in love.
  6. sayısal bir değerin bütüne oranını, yüzdesini belirtmek için kullanılır.
    One in ten people uses this shampoo.

Belirteç

[düzenle]

in

  1. içeri
    Come in.
  2. (bir şeyin) içende, içeride
    We were locked in.

Ön ad

[düzenle]

in (karşılaştırma more in, üstünlük most in)

  1. (teklifsiz konuşma) in, moda
    Pastels and light colors are in this year.

Eylem

[düzenle]

in

  1. (eski) içine almak
    He that ears my land spares my team and gives me leave to in the crop. – Shakespeare

Latince

[düzenle]

Belirteç

[düzenle]

in

  1. içinde

Romanşça

[düzenle]

Sayı adı

[düzenle]

in

  1. bir

Slovence

[düzenle]

Bağlaç

[düzenle]

in

  1. ve