İçeriğe atla

eğreti

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Yazılışlar

[düzenle]
اگرتى

Belirteç

[düzenle]

eğreti

(belirteç): Sandalye çok eğreti yerleştirilmiş (1)

(ön ad): Sandalyeyi eğreti olarak ağaca asmışlar (1)

  1. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde
    • Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde. - Zeyyat Selimoğlu
  2. Üstünkörü, ciddiye almadan
    • Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan tutar oldun. - Samiha Ayverdi

Ön ad

[düzenle]

eğreti (karşılaştırma daha eğreti, üstünlük en eğreti)

  1. Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan; geçici, muvakkat
    • O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu. - Attila İlhan
  2. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan
    • Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu. - Burhan Günel
  3. takma
    • Eğreti diş. Eğreti bacak.
  4. belli belirsiz
  5. uyumsuz, yakışmamış

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]