yedek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]yedek (belirtme hâli yedeği, çoğulu yedekler)
- yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı
- 2007: Osman Cemal KAYGILI, 2007, İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri, sayfa 48 , Merkez Kitapçılık
- "Tam Galata Köprüsü'nden geçerken Perişan Halil' in yedeğindeki gürbüz dana oradan anası, ablası ile geçmekte olan sekiz-on yaşlarında bir çocuğun koluna hızlıca boynuz yapıştırmış, çocuk da feryadı salıvermiş."
- 2007: Osman Cemal KAYGILI, 2007, İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri, sayfa 48 , Merkez Kitapçılık
- hayvanı yedeğe alan ip, yular
- (edebiyat) redif
Ön ad
[düzenle]yedek (karşılaştırma daha yedek, üstünlük en yedek)
- gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı
- gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan
- Demir çekme kapının yedek anahtarını ona armağan edip usulca cebine soktu. - L. Tekin
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "yedek" maddesi