alışmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]alışmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi alışır)
- bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek
- Muhtaç değiliz ama ben çalışmaya alıştım. - Etem İzzet Benice
- yadırgamaz duruma gelmek
- Dar ve alıştığımız çerçeve içinden çıkmak bizi şaşırtacağı için onu istemeyiz. - Asaf Halet Çelebi
- -e uyar duruma gelmek, uygun gelmek, intibak etmek
- Bu mesleğe alışmış gibi görünüyor. - Nezihe Araz
- -e sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak
- Tütüne alışmak. İlaca alıştı.
- -e bağlanmak, ısınmak
- Birdenbire ona alıştığını hissediyor ve bu işe ayrıca şaşıyordu. - Ahmet Hamdi Tanpınar
- -e evcilleşmek, ehlîleşmek
- tutuşmak, yanmaya başlamak
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "alışmak" maddesi