İçeriğe atla

çürümek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

çürümek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi çürür)

Çürümüş meyve (1)
  1. Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak; ufunet
    • Sen toprakta çürürsün canım kardeşim. Ben ayakta. - B. R. Eyuboğlu
  2. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek:
    • 'Onun gelişine kadar da kağşamış, çürümüş, küflenmiş yapı ayakta kalamazdı. - T. Buğra
  3. (tıp) Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşması.
  4. (mecaz) Yıpranmak, çökmek:
    • Hepsinin başında iş olmazsa ahlakça çürür insan. - K. Korcan
  5. (mecaz) Bir düşüncenin temelsiz ve kanıtsız kalması.

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]