İçeriğe atla

tez

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken 1

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

tez

  1. çabuk.

Belirteç

[düzenle]

tez

(ön ad): Adam, gitar çalarken parmaklarını çok tez oynatabiliyor.

(belirteç): Adam, çok tez gitar çalıyor.

  1. Süratli bir biçimde.
    • Dost ben gidersem de yaşın yaşın ağlama / Bu muhabbet bize tez ayrılık getirir - Pir Sultan Abdal.

Türetilmiş kavramlar=

[düzenle]

tez beri, tez canlı, tez vakit, tezelden, canı tez, içi tez

Köken 2

[düzenle]

Fransızca thèse (“1. sav, iddia, 2. üniversitede bir fikri savunan formel ödev”) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca θέσις (thésis, “koyma, ileri sürme, ortaya atma”) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca τίθημι (títhēmi, “koymak, vazetmek”) fiilinden +σις (+sis) ekiyle türetilmiştir.

Söyleniş

[düzenle]

tez (belirtme hâli tezi, çoğulu tezler)

(ad): Bir tez örneği. (2)
  1. (mantık) Tanıtlanması gereken önerme; sav.
  2. (eğitim) Üniversitelerde öğrencilerin hazırlayıp genellikle bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser.
    • "Tezini mitolojiden hazırlayan gözlüklü bir delikanlı." - Haldun Taner

Çekimleme

[düzenle]
Atasözleri
[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]
çabuk (ön ad)
Üniversitelerde öğrencilerin hazırlayıp genellikle bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "TEZ :"
  • Nişanyan Sözlük'te: tez.

Ek okumalar

[düzenle]
  • Vikipedi'de tez

Azerice

[düzenle]

tez

  1. tez

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Farsça tiz

Ön ad

[düzenle]

tez

  1. tez

Özbekçe

[düzenle]

tez (çoğulu tezlar)

  1. çabuk, tez

Türkmence

[düzenle]

tez

  1. ürkek, insana alışmamış

Tatarca

[düzenle]

tez

  1. (anatomi) diz