parlatmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]parlatmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi parlatır)

- Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak.
- (argo)İçki içmek.
- 1996: Oktay GÜZELOĞLU, 1996 Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, sayfa 13 , Öküz , 19. sayı,
- "Birer kadeh parlattıktan sonra "Aktör be, aşk nasıl bir şey?" diye sordu."
- 1996: Oktay GÜZELOĞLU, 1996 Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, sayfa 13 , Öküz , 19. sayı,
- (argo) Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek.
- Birini gereğinden fazla övmek.
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "parlatmak" maddesi
Türkmence
[düzenle]Eylem
[düzenle]parlatmak
- parlatmak
Kaynakça
[düzenle]- Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.