on

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

On

Sayı[düzenle]

  1. dokuzdan sonra gelen sayı
  2. güç kaynağı veya açma-kapama düğmesi açık durumda (çoğunlukla elektrikli aletler için)

Deyimler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "on"

Azerice[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on

Çağatayca[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on

Çekçe[düzenle]

Adıl[düzenle]

  1. o

Gagavuzca[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe on

Rakam[düzenle]

  1. on

Kaynakça[düzenle]

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Karakalpakça[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on

Kırım Tatarca[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on

Lehçe[düzenle]

Adıl[düzenle]

  1. o

Hırvatça[düzenle]

Adıl[düzenle]

  1. o

İngilizce[düzenle]

Köken[düzenle]

Yunanca ana

İlgeç[düzenle]

  1. bir yüzeyin üzerinde. (yüzeyle fiziksel temas halinde)
    She was lying on the floor.
  2. bir konum veya yerin genel olarak kapladığı alanın herhangi bir yerinde
    an internment camp on the island
    the house on the corner
  3. kazara temas edildiğini belirtir
    He banged his head on a beam.
  4. üzerine
    Put it on the table.
  5. üzerinde. (aidiyet belirtir)
    She only had a few pounds on her.
  6. hakkında (kitap, yazı, oyun vs.)
    a book on careers
  7. bir tv, radyo vb. kanalında (yayınlanan)
    a new show on Channel 4
  8. bir taşıtın içinde. (çoğunlukla otomobilden büyük olanlar için)
    We got on the train.
  9. günün hangi vakti olduğunu veya günün tarihini belirtirken kullanılır.
    reported on September 26
    on a very hot evening in July
  10. bir şeyin gerçekleştiği zamanda.
    She was booed on arriving home.
  11. bir ilacı veya uyuşturucuyu düzenli kullanan.
    He is on morphine to relieve the pain.
  12. bir şeyin ücretini, hesabı kimin ödediğini belirtir. ... -den
    The drinks are on me.
  13. üzerine eklenmiş, ilave edilmiş.
    A few pence on the electricity bill is nothing compared with your security.
  14. bir eylemin sürekliliğini belirtir.
    He drove on.
  15. çoğunlukla elektrikli bir alet veya güç kaynağının açık, faal durumda olduğunu belirtir.
    They always left the lights on.
  16. sahnede. (bir sanatçı, oyuncu vb)
  17. görev veya iş başında
    I am on duty.
  18. (spor) (kriket oyununda) bacak tarafında

Karakalpakça[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on

Sırpça[düzenle]

Adıl[düzenle]

  1. o

Özbekçe[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on

Tatarca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

  1. un

Türkmence[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on

Uygurca[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on

Şorca[düzenle]

Rakam[düzenle]

  1. on