klasik
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ön ad
[düzenle]klasik
- Üzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen eser.
- Bir de modası geçmiş sanat eserlerine « o artık klâsik' olmuştur» denir ki bu sözle o eserin devri geçmiş olduğu kasdolunur.— 1936, Salih Zeki AKTAY, “Klâsiszma ve Klâsikler”, Ağaç, 10. sayı, s. 6
- XVII. yüzyıl Fransız dili, sanatı ve yazarları ile ilgili olan
- Alışılmış.
- sanatta kuralcı
- kökleşik
- Klasik şiirin yıkıldığından beri şiiri, bin kişi bin türlü tarif ediyor. - Y. K. Beyatlı
Çekimleme
[düzenle]Ad
[düzenle]klasik (belirtme hâli klasiği, çoğulu klasikler)
- Eski Yunan, Roma ve XVII. yüzyıl Fransız sanatıyla ilgili sanatçı veya eser.
- Klâsisizma kelimesi Garpte iki mana ile kullanılır. Biri «Hélène» ananeden gelen sanat eserlerine denirki, bütün Avrupa dünyası orta devrin cehil ve cehenneminden kurtulduğu zaman kadim Yunan fikriyatına dönmüş ve bu şafağın ışığından gündüze çıkmıştır. Onlara bu suretle örneklik ve rehberlik ettiği için bu eserlere klâsik diyoruz. İkincisi rönessansdan sonra doğan ve gene yukarıdaki vasıfları taşıyan eserlerdir ki bunlar da bütün Garp kültürünün esaslarını ve bütün Garp sanatının esas örneklerini teşkil ettiği için bunlara da klâsik eserler denir. Zaman zaman tetkik ve tetebbu için onlare muracaat edilir.— 1936, Salih Zeki AKTAY, “Klâsiszma ve Klâsikler”, Ağaç, 10. sayı, s. 6
- Eski Yunan ve Roma çağı dili ve sanatı ile ilgili olan.
- "Klasik eserlerin oynandığı bir millî tiyatroları yok." - Haldun Taner