İçeriğe atla

bulaşık

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

bulaşık (belirtme hâli bulaşığı, çoğulu bulaşıklar)

Bulaşıklar mutfak tezgâhında (ad [1]). Tabaklar hep yemek bulaşığı olmuş (ön ad [1])
  1. (yemek içmek) Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak.
    • Gemide bulaşık yıkamak kolay iş değildi. - A. Erhat
  2. Yaşanmış bir şeyden geriye kalan belirti etki.
    • dudaklarında giderilmez bir korku bulaşığı/acımış bir iç sıkıntısı dilinin ucunda kalan
      — Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, s. 73, Ataç Kitabevi
  3. Bulaşıcı bir hastalıktan etkilenmiş, kontamine olmuş
    • Temiz ya da hastalıklı liman, gemi, yük ve yolcu taşıma kuralları hangi gemiye bulaşık anlamına gelen sarı bayrak çekileceği, tecrit günlerinin sayısı ve karantina vergileriyle gelirleri sürekli değişiyordu.
      — Orhan PAMUK, 2021, Veba Geceleri, s. 93, Yapı Kredi Yayınları

Ön ad

[düzenle]

bulaşık (karşılaştırma daha bulaşık, üstünlük en bulaşık)

  1. kirli
    • Elinde bağlaması bahçede oturuyor. Arklarda yosun bulaşığı, tembel bir su.
      — Özgür ÇIRAK, 2024, Biz de Yarın Güleriz, s. 10, İletişim Yayınları
  2. Her şeyin birbirine karıştığı (yer, olay vb.).
    • Bu karmakarışık ve bulaşık âlemi kendi hâline bırakırdı. - A. Ş. Hisar
  3. (mecaz) yapışkan
    • Böyle bir sivri akıllı, bulaşık biri çıkar ortaya, dirliği düzeni berbat eder. - K. Korcan

Deyimler

[düzenle]
gördüğüne aşık görmediğine bulaşık

Çeviriler

[düzenle]

ad

Gagavuzca

[düzenle]

bulaşık

  1. bulaşık