kalıntı
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Ad
[düzenle]kalıntı (belirtme hâli kalıntıyı, çoğulu kalıntılar)


- artıp kalan şey; bakiye
- eski çağlardan kalmış şehir veya yapı; ören, harabe
- Efes, Bergama'nın kalıntıları, ulaştıkları uygarlığı serer gözler önüne. - N. Cumalı
- İz, işaret
- bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey
- 'Bu babacan, filozof ve hazırcevap insanlar kuşağı, tükenen bir görgü devrinin son kalıntıları gibidir. - H. Taner
- (kimya) metallerin erimesi sırasında, dışık gibi çıkmayıp katılaşarak yapıda kalan sülfür, nitrür vb. özdek
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "kalıntı" maddesi