düşmek

Vikisözlük sitesinden
Atla: kullan, ara

Türkmence[değiştir]

Lupa.pngEylem[değiştir]

düşmek -er

Ico libri.png Anlamlar

[1] yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek
Havada uçan kuş, vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor. - R. N. Güntekin
[2] durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek
Çocukken ağaçtan düşüp ayağım kırılmıştı da ağlayamamıştım. - S. F. Abasıyanık
[3] yere devrilmek, yere serilmek
Çocuk koşarken yere düştü.
[4] (havacılık) hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak
[5] vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak
[6] yağmak
Dağlara kar düştü.
[7] vurmak, değmek, rastlamak
İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyordu. - Ö. Seyfettin
[8] vakti gelmeden ölü doğmak
[9] atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak
Kitabın yeni baskısında buradan bir kelime düşmüş.
[10] eksilmek
Gündelikleri yarı yarıya düşmüştü. - N. Cumalı
[11] aşırı ilgi veya sevgi göstermek
Sen bu işin üstüne çok düştün.
[12] uğramak, kapılmak
Kadınlar yeni baştan telaşa, heyecana, korkuya düştüler. - A. Gündüz
[13] yakışmak, uygun gelmek
Bu resim buraya iyi düştü.
[14] yakışık almak
Bize düşen, medeniyetin zorlamaları karşısında bir ayıklamayı başarabilmek olmalıdır. - İ. Özel
[15] ödevi veya yetkisi içinde bulunmak
Bana arada bir bakkaldan tuz, limon almak düşüyor, o kadar. - H. Taner
[16] bulunmak
Birlikte evden çıkmışlar, limanda iskelenin karşısına düşen kahveye doğru yürümüşlerdi. - N. Cumalı
[17] biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak
O asker, gittiğimiz yerde bir aralık benim bölüğüme düşmüştü. - R. N. Güntekin
[18] bir bölüşme sonunda payına ayrılmak
Mirastan ona bu ev düştü.
[19] kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak
Bu yaşta mahkemelere düşmek... - S. F. Abasıyanık
[20] işbaşından uzaklaşmak
Kabine düştü.
[21] hızı, gücü, değeri azalmak
Arabanın hızı düştü. Paranın değeri düştü.
[22] ısı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak
İki gün içinde ateş düştü; ağrılar, sızılar hafifledi. - R. N. Güntekin
[23] düşkünleşmek
Babam balıkçı amma vaktiyle zenginmiş efendim. Sonradan düşmüş. - R. N. Güntekin
[24] bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek
Bir rastlantı sonucu aralarına düşmüştüm. - H. Taner
[25] belirli zamana rastlamak
Babasının Sütlüce'de yeni bir ev alması bu tarihlere düşer. - M. Ş. Esendal
[26] fırsat çıkmak
Bir kelepir düştü.
[27] olmak, olumsuz bir duruma girmek
Yorgun düşmek. Zayıf düşmek. Şehit düşmek. Esir düşmek.
[28] savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak
Medine'nin düştüğünü söylemek istedim. - F. R. Atay
[29] bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil
Önüne, peşine, arkasına düşmek.
[30] bayağılaşmak
[31] kötü yola girmek
Düşmüş kadınları bu dönemin yazarlarının yücelterek duygudaşlıkla çizdiklerini görüyoruz. - M. And
[32] alışmak, müptela olmak
[33] (mühendislik) telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak

Nuvola apps bookcase.svg Köken

[1] (Eski Türkçe)

Crystal Clear app Login Manager.png Deyimler

adamına düşmek
ağza düşmek
aşka düşmek
dalgaya düşmek
dibi düşmek
dört ayak üstüne düşmek
hesaptan düşmek

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri

Crystal Clear app internet.png Çeviriler