İçeriğe atla

sel

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: sèl

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]
  1. Arapça ﺳﻞّ‎ (ar)

Söyleniş

[düzenle]

sel (belirtme hâli seli, çoğulu seller)

Sel (1).
İnsan seli, Kabe'nin etrafında dönüyor. (2)
  1. (hidroloji) sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su.
  2. Hareket hâlindeki büyük kalabalık.
    • Burası İstanbul demiştin, inanmamıştım / Şimdi anlıyorum, meğer İstanbulmuş / Meyhanelerinde dertli adamlar sarhoş / Ve bir insan seli caddelerinde, kaybolmuş.
      — 1997, Ümit Yaşar OĞUZCAN, Acılar Denizi, 10. baskı, Özgür Yayınları, s. 220
  3. Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış
  4. yoğunluk kelimesinin eş anlamlısı
    • Yüzüne baktığım zaman bir ışık selinin ondan bana doğru aktığını hissettim. - E. Işınsu

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

sele gitmek, sele kapılmak, sel gibi akmak, sel gider, kum kalır, sel götürmek, sel olup akmak, sel seli götürmek

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

buzul seli, sevgi seli

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "SEL :"

Azerice

[düzenle]

sel

  1. (hidroloji) sel, su taşkını

Fransızca

[düzenle]

sel

  1. (baharatlar, kimya) tuz kelimesinin eş anlamlısı
  2. (baharatlar, kimya) tuz kelimesinin eş anlamlısı