sel
Görünüm
| Ayrıca bakınız: sèl |
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]sel (belirtme hâli seli, çoğulu seller)


- (hidroloji) sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su.
- eş anlamlısı: su taşkını
- Hareket hâlindeki büyük kalabalık.
- Burası İstanbul demiştin, inanmamıştım / Şimdi anlıyorum, meğer İstanbulmuş / Meyhanelerinde dertli adamlar sarhoş / Ve bir insan seli caddelerinde, kaybolmuş.— 1997, Ümit Yaşar OĞUZCAN, Acılar Denizi, 10. baskı, Özgür Yayınları, s. 220
- Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış
- yoğunluk kelimesinin eş anlamlısı
- Yüzüne baktığım zaman bir ışık selinin ondan bana doğru aktığını hissettim. - E. Işınsu
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]- alçak yerde yatma sel alır, yüksek yere yatma yel alır
- Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir
- baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır
- dağ başına harman yapma, savurursun yel için; sel önüne değirmen yapma, öğütürsün sel için
- derede tarla sel için, tepede harman yel için
- dereyi, tepeyi sel bilir; iyiyi kötüyü el bilir
- dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir
Deyimler
[düzenle]sele gitmek, sele kapılmak, sel gibi akmak, sel gider, kum kalır, sel götürmek, sel olup akmak, sel seli götürmek
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı'nda "SEL :"
Azerice
[düzenle]Ad
[düzenle]sel
- (hidroloji) sel, su taşkını
Fransızca
[düzenle]Ad
[düzenle]sel