İçeriğe atla

mahkeme

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi محكمه, Arapça مَحْكَمَة (maḥkeme).

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): /mah.ke.ˈme/
  • Heceleme: mah‧ke‧me

mahkeme (belirtme hâli mahkemeyi, çoğulu mahkemeler)

(hukuk): İngiltere'de eski bir mahkeme
  1. (hukuk) Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer; yargı yeri, yargıevi, mahkeme kapısı
    • Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu. - T. Buğra
  2. (hukuk) yargılama
    • Filiz'den de iki mahkemeden sonra resmen ayrıldık.
      — Oktay Güzeloğlu, 2006, Yüzyılın Dolandırıcısı Selçuk Parsadan, s. 75, +1 Kitap

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

mahkeme açmak, mahkeme de dayısı olmak, mahkemeye düşmek, mahkemeye vermek

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

mahkeme kapısı, mahkeme kararı, mahkeme masrafı, ağır ceza mahkemesi, asliye ceza mahkemesi, asliye hukuk mahkemesi, adalet mahkemesi, adliye mahkemesi, aile mahkemesi, çocuk mahkemesi, idare mahkemesi, istinaf mahkemesi, meşhut cürümler mahkemesi, suçüstü mahkemesi, sulh hukuk mahkemesi, ticaret mahkemesi, trafik mahkemesi, uyuşmazlık mahkemesi, şeriye mahkemeleri

Çeviriler

[düzenle]
mahkeme

Kaynakça

[düzenle]

Ek okumalar

[düzenle]