dava
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi دعوی/دعوا, Arapça دَعْوَى (daʿvā).
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]dava (belirtme hâli davayı, çoğulu davalar)
- (hukuk) Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına yapılan başvuru
- 2009: Cem KALENDER, 2009 Klan, sayfa 154 , Kavis Kitap
- "Dava çok kutsal bir sözcüktür. Hem bizim yeni projemiz bunun üzerine. Eski projemiz de bunun üstüneydi. Bizim bütün projelerimiz dava üstüne. Biz avukatız. Davayı sevmeyip de neyi seveceğiz?"
- 2009: Cem KALENDER, 2009 Klan, sayfa 154 , Kavis Kitap
- (hukuk) Yargı organınca hükme bağlanması gereken konu.
- Duruşma
- İddia
- "Erkekler, davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir." - Hüseyin Cahit Yalçın
- Sorun
- "O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz." - Yahya Kemal Beyatlı
- Hedef, ülkü
Ankara'nın bırakılışını Türkiye'nin ve davanın bırakılışı sayanlar vardı. — S. T. Buğra
Çekimleme
[düzenle]dava adının çekimi
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]dava
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "dava" maddesi
Ek okumalar
[düzenle]- Vikipedi'de dava
Azerice
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: da‧va
Ad
[düzenle]dava