tutuk
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Ön ad
[düzenle]tutuk (karşılaştırma daha tutuk, üstünlük en tutuk)
- Önce benim sonra kardeşimin elini avuçlarının arasına alıp tutuk ama heyecansız bir sesle yakında yeniden evleneceğini söyledi. - E. Şafak
- eski işlevini göremez duruma gelmiş
- Ne var ki banyo kapısının sürgüsü tutuk, kilidi de kırık olduğundan, kolu indirerek dışarı çıkmayı başarmıştı her seferinde. - E. Şafak
- olması gereken gibi olmayan
- Millî takım bugünlerde tutuk.
- Geçen gün beni dövdüler. Boynum, omuzlarım hâlâ tutuk. - A. İlhan
- kısılmış, kesik
- Ağır ağır ve tahtalar arasında boğulan tutuk akislerle yükseliyordu. - P. Safa
- Bu tutuk hava içinde saat ona doğru Meclisin zili uzun uzun çaldı. - R. E. Ünaydın
- Bu babadan geçme derviş huyum, hoşgörüm yüzünden tutuk oluşumu anlamıyorlar. - N. Meriç
Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "tutuk" maddesi
Çeviriler
[düzenle]Türkmence
[düzenle]Ad
[düzenle]tutuk
- Üzgün, gamlı, kederli
Kaynakça
[düzenle]- Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.