tutuk

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Ön ad[düzenle]

tutuk (karşılaştırma daha tutuk, üstünlük en tutuk)

[1] akıcı, rahat konuşamayan
Önce benim sonra kardeşimin elini avuçlarının arasına alıp tutuk ama heyecansız bir sesle yakında yeniden evleneceğini söyledi. - E. Şafak
[2] eski işlevini göremez duruma gelmiş
Ne var ki banyo kapısının sürgüsü tutuk, kilidi de kırık olduğundan, kolu indirerek dışarı çıkmayı başarmıştı her seferinde. - E. Şafak
[3] olması gereken gibi olmayan
Millî takım bugünlerde tutuk.
[4] bir organ hareket edemez olmuş
Geçen gün beni dövdüler. Boynum, omuzlarım hâlâ tutuk. - A. İlhan
[5] kısılmış, kesik
Ağır ağır ve tahtalar arasında boğulan tutuk akislerle yükseliyordu. - P. Safa
[6] (hukuk) tutuklu
[7] kapalı, tıkalı
[8] sıkıntılı
Bu tutuk hava içinde saat ona doğru Meclisin zili uzun uzun çaldı. - R. E. Ünaydın
[9] durgun, çekingen, sıkılgan
Bu babadan geçme derviş huyum, hoşgörüm yüzünden tutuk oluşumu anlamıyorlar. - N. Meriç

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "tutuk"

Türk lehçeleri[düzenle]

==Çeviriler==[düzenle]

Türkmence[düzenle]

[düzenle]

tutuk

[1] Üzgün, gamlı, kederli

Kaynakça[düzenle]

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.