mind
Görünüm
İngilizce
[düzenle]Ad
[düzenle]mind (çoğulu minds) mind
- zihin, akıl
- zeka
- hafıza
- düşünce yapısı, zihniyet
- zeki kişi, akıllı kişi
- birinin dikkati
- azim, kararlılık
Örnekler
[düzenle]- A lot of thoughts ran through my mind.
- his keen mind
- The company's name slips my mind
- He had a deep contempt for the bureaucratic mind.
- He was one of the greatest minds of his time.
- Employees should keep their minds on the job.
- Anyone can slim if they set their mind to it.
Eylem
[düzenle]mind
mind eyleminin çekimi
mind
- umursamak, rahatsız olmak, mahsurlu bulmak
- (İskoçya ağzı) hatırlamak
- bir şeye dikkat etmek (çarpmamak, düşmemek vs. için)
- kısa süreliğine bakmak, ilgilenmek (çocuk, hayvan vs.)
- bir şeye istekli, niyetli olmak
Örnekler
[düzenle]- I don't mind the rain.
- Do you mind if I have a cigarette?
- Mind your head on that cupboard!
- We left our husbands to mind the children while we went out.