kırma
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Ad
[düzenle]kırma (belirtme hâli kırmayı, çoğulu kırmalar)
- Kırmak işi; nakız
- Pile
- Kırılmış veya dövülmüş tahıl
- "Nasibi tükendi ise önüne arpa kırması doldursan, altına kuş tüyü yatak sersen yine geberip gider." - Abbas Sayar
- (kâğıt) Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi.
- Ot bitmeyen bayır
- "Yeşerir bayırlar, çöller, kırmalar / Nakışların bugün dört yanın dağlar." - Âşık Ali İzzet
Ön ad
[düzenle]kırma
- (ateşli silahlar) Ortasından kırılarak doldurulan tüfek
- Duvarda silah armaları, tekli kırma, çift kırma, gümüş üstüne siyah nakışlı Arnavut işi kılıçlar, gümüş kakma eski zaman tüfekleri, ağızdan dolma piştovlar...— 2009, Cem KALENDER, Klan, Kavis Kitap, s. 260
- Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş canlı; melez
- Beş köpeğin dördü, halk arasında kırma diye anılan melez köpeklerdendi.— 2015, Emrah POLAT, Köpek Adamlar, İletişim Yayınları, s. 22
- Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan.