İçeriğe atla

yormak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]
  1. Türkçe

Heceleme

[düzenle]
  • Heceleme: yor‧mak

Eylem

[düzenle]

yormak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi yorar)

Dans, kadını çok yormuş. (1)
Kâhin, ölü balıklara bir işaret yoruyor. (4)
  1. yorgun duruma getirmek.
    • "Teknik teferruatla okurlarımı yormak istemiyorum." - Falih Rıfkı Atay
  2. sıkıntıya sokmak, üzmek
    • "Ömer, kalbimi en çok yoran bir sima gibi hatırımda kaldı." - Halide Edip Adıvar
  3. Bir anlam vermek, yorumlamak.
    • "Hayvanlara insanca duygu ve düşünceler yormak ne derece doğrudur bunu da kestiremiyorum." - Haldun Taner
  4. Bir sebebe bağlamak, bir duruma işaret saymak.

Çekimleme

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Çağatayca

[düzenle]

Eylem

[düzenle]
  1. fal haber eylemek, güzel tâbir eylemek, nik söylemek

Eski Türkçe

[düzenle]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem

[düzenle]
  1. tabir etmek
  2. Yormak
  3. yürümek

Kaynakça

[düzenle]
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.