great

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

İngilizce[düzenle]

Ön ad[düzenle]

Yalın Karşılaştırma Üstünlük
great greater
greatest
[1] miktar, cüsse, yoğunluk, alan, önem vs. açısından ortalamanın çok üzerinde, büyük, heybetli.
[2] yetenekleri, özellikleri, başarıları vb. nedeniyle şöhretli, büyük
[3] (the Great) aynı isme sahip insanlar arasından en meşhur olanını diğerlerinden ayırt etmek için kullanılır, büyük
[4] başka bir sıfatın anlamını kuvvetlendirmekte kullanılır. ("koskoca", "upuzun" vb.)
[5] (biyoloji) aynı cins hayvan veya bitkilerden daha iri olanını tanımlamakta kullanılır. (veya greater)
[6] aynı isme sahip yerleşim birimlerinden büyük olanını veya bir yerleşim biriminin en geniş kısmını tanımlamakta kullanılır.
[7] (Greater) bir şehir merkezinin komşu yerleşim birimlerini de kapsayacak şekilde geniş hâli
[8] (teklifsiz konuşma) çok iyi, harika, şahane, süper.

Söyleniş[düzenle]

IPA: /ɡɹeɪt/
great (ABD) (yardım, dosya)

Heceleme[düzenle]

Heceleme: great

Örnekler[düzenle]

[1] The article was of great interest.
[3] Alexander the Great
[4] a great big grin
[5] greater celandine, great tit etc.
[7] Greater Manchester
[8] Another great goal from David Beckham

Köken[düzenle]

(Ana Hint-Avrupa dili): *ghrewə- → (Proto-Cermence): *grautaz → (Eski İngilizce): grēat → (Orta İngilizce): greet

Kaynakça[düzenle]

Ünlem[düzenle]

[1] Harika, şahane, süper vs.

Örnekler[düzenle]

[1] "Great!" said Tom.

[düzenle]

[1] (önemli, başarılı kişi) büyük

Örnekler[düzenle]

[1] Newton and Einstein are two of the greats of the history of science.

Belirteç[düzenle]

[1] çok iyi
[2] çok güzel

Örnekler[düzenle]

[1] Those mechanical colored pencils work great because they don't have to be sharpened.