azmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: az‧mak
Ad
[düzenle]

- (halk ağzı, hidroloji) Bir nehir veya dereden taşıp biriken küçük su birikintisi.
- (halk ağzı, hidroloji) Bir nehir veya dereden ayrılan kol.
- "Azmak kenarında bahçeli taş bir binada hizmet veren mekân sade ve özenli bir dekorasyona sahip." - Erdir Zat
- (halk ağzı) bataklık
Çekimleme
[düzenle]Eylem
[düzenle]azmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi azar)

- Taşkınlıkta ileri gitmek.
- Çocuklar azdı.
- Denizin veya ırmağın kabarması, taşması.
- Deniz azdı.
- Yaranın veya hastalığın etkili, tehlikeli duruma gelmesi.
- "Bazılarının bronşiti, bazılarının romatizması azmış." - Ahmet Haşim
- (cinsellik) Cinsel duyguların artması.
- Çamaşırın artık ağartılamaz duruma gelmesi.
- (hayvancılık) Hayvanların iki ayrı ırktan doğması.
- Katır, atla eşekten azmış bir hayvandır.
- Bitkilerin aşırı büyümesi.
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Türkmence
[düzenle]Eylem
[düzenle]azmak
- azmak, ahlâkı bozulmak, baştan çıkmak