yüklü
Görünüm
| Ayrıca bakınız: Yüklü |
Türkçe
[düzenle]Heceleme
[düzenle]- Heceleme: yük‧lü
Ön ad
[düzenle]
yüklü (karşılaştırma daha yüklü, üstünlük en yüklü)
- Yük içeren, yükü olan, mahmul.
- 1937: Hasan İzzettin Dinamo, 1937, Deniz Feneri, sayfa 11 , Bozkurt Yayınları
- "Şimdi yüklü fındık dallarının toprağa sallandığı,"
- 1937: Hasan İzzettin Dinamo, 1937, Deniz Feneri, sayfa 11 , Bozkurt Yayınları
- Yapılacak işi çok olan.
- O çok yüklü, bu işi başkasına verelim.
- Çok çalışmayı gerektiren.
- Bu yılki ders programı çok yüklü.
- Çok fazla, pek çok.
- "Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi." - İhsan Oktay Anar
- Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran:
- "Romanları, denemeleri hep kültürle yüklü ve A. Hamdi'nin kişiselliği kadar çok yanlı, zengindi." - Haldun Taner
- (argo, yemek içmek) Sarhoş.
- (argo) Paralı, varlıklı.
- (halk ağzı) gebe.
- 2013: Ayşegül ÇELİK, 2013, Korku ve Arkadaşları, sayfa 39 , Can Sanat Yayınları
- "Anam bana yüklüyken ırmakta dolanırmış, o vakitlerde bir cin girmiş içine."
- 2013: Ayşegül ÇELİK, 2013, Korku ve Arkadaşları, sayfa 39 , Can Sanat Yayınları
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "yüklü" maddesi