İçeriğe atla

yüklü

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Yüklü

Türkçe

[düzenle]

Heceleme

[düzenle]
  • Heceleme: yük‧lü

Ön ad

[düzenle]
Kamyon, kasa kasa meyve yüklü (1)

yüklü (karşılaştırma daha yüklü, üstünlük en yüklü)

  1. Yük içeren, yükü olan, mahmul.
    • 1937: Hasan İzzettin Dinamo, 1937, Deniz Feneri, sayfa 11 , Bozkurt Yayınları
      "Şimdi yüklü fındık dallarının toprağa sallandığı,"
  2. Yapılacak işi çok olan.
    • O çok yüklü, bu işi başkasına verelim.
  3. Çok çalışmayı gerektiren.
    • Bu yılki ders programı çok yüklü.
  4. Çok fazla, pek çok.
    • "Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi." - İhsan Oktay Anar
  5. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran:
    • "Romanları, denemeleri hep kültürle yüklü ve A. Hamdi'nin kişiselliği kadar çok yanlı, zengindi." - Haldun Taner
  6. (argo, yemek içmek) Sarhoş.
  7. (argo) Paralı, varlıklı.
  8. (halk ağzı) gebe.
    • 2013: Ayşegül ÇELİK, 2013, Korku ve Arkadaşları, sayfa 39 , Can Sanat Yayınları
      "Anam bana yüklüyken ırmakta dolanırmış, o vakitlerde bir cin girmiş içine."

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]