hani
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi هاني, Eski Türkçe kanghy (kanghy).
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]hani (belirtme hâli haniyi, çoğulu haniler), sahiplik şekli hani -si
- (hayvan bilimi, balıklar) Hanigillerden olup Akdeniz'de yaşayan, alaca kırmızı renkli, beyaz etli, orta büyüklükte bir balık
Çekimleme
[düzenle]Bilimsel adı
[düzenle]Üst kavramlar
[düzenle]Alt kavramlar
[düzenle]Ayrıca bakınız
[düzenle]- Vikitür'de Serranus cabrilla
Çeviriler
[düzenle]Belirteç
[düzenle]hani
- "Doğrusunu söylemek gerekirse, kaldı ki, üstelik" anlamlarında kullanılan bir söz.
Benim sormam hani yârenlik olsun, anlarsınız ya! — M. Ş. Esendal
- "Nerede, ne oldu, nerede kaldı" anlamlarında kullanılan bir soru sözü.
Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede? — Z. Gökalp
- Karşıdakinin daha önceden bildiği bir şey kendisine hatırlatılmak istenildiğinde kullanılan bir söz.
Nevin geçen sene kolunda bir ağrı duymuştu hani. — S. F. Abasıyanık
- Bazen "bari" anlamında kullanılan bir söz.
- Verilen sözü hatırlatan sözün başına getirildiğinde sitem anlatan bir söz.
Hani bugün hani yiyecektik?
Hani uykun vardı? — O. Kemâl
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]Estonca
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: ha‧ni
Ad
[düzenle]hani
- (ördekgiller) kaz