forsake

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

İngilizce[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski İngilizce forsaken (inkâr etmek, reddetmek), o da Eski İngilizce forsacan (çekişmek, dalaşmak, karşı olmak, reddetmek, tartışmak), o da Ana Cermence *frasakaną (feragat etmek, vazgeçmek), o da for- + sake.

Eylem[düzenle]

forsake

  1. terk etmek, vazgeçmek, leave (temelli), vazgeçmek.
    • 1911: Ameen Rihani, The Book of Khalid, p. 39
      There may be nothing noble in renouncing one's country, in abandoning one's home, in forsaking one's people; but is there not something remarkable in this great move one makes.
    • 1998, "Damien", season 1, episode 10 of South Park
      Stan: You've got to fight, Jesus.
      Jesus: Why, what's the point? No one believes in me. Everyone put their money on Satan. My father forsakedŞablon:sic me, the town forsakedŞablon:sic me. I'm completely forsook.

Kaynakça[düzenle]

Anagramlar[düzenle]