dile getirmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Deyim
[düzenle]- Konuşturmak.
- 'Yıllar yılı, bu amaçları devlet adamlarımız, basınımız, sanat âlemimiz dile getirip durmuştur.' -T. Halman.
- Belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek.
- 'Kendi kendime, adlı şiirinde bunu şöyle dile getirir.' -S. Birsel.