kara
Vikisözlük sitesinden
Konu başlıkları |
[değiştir]
[değiştir]
Ad
| Durum | Tekil | Çoğul |
|---|---|---|
| Yalın | kara | karalar |
| Belirtme (-i) | karayı | karaları |
| Yönelme (-e) | karaya | karalara |
| Bulunma (-de) | karada | karalarda |
| Çıkma (-den) | karadan | karalardan |
| Tamlayan | karanın | karaların |
Tireleme ka·ra, "Çoğul:" ka·ra·lar
- [1] (renk) En koyu renk
- [1a] kara renkli olan
- [1b] koyu renkli, kara ciltli, esmer
- [2] karanlık, körlük
- [3] (mecaz) uğursuzluk, üzüntü, keder, utanç
- [3a] (mecaz) iftira
- [4] Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak
- [1-3] (Eski Türkçe) Türkçenin en eski yazılı belgesi olan Orhun yazıtlarında (8. yy) kara sözcüğüne sekiz yerde "fakir veya sıradan halk, avam", üç yerde "siyah renk" anlamında sıfat olmak üzere toplam 11 kez rastlanır.
- [4] (Arapça)
- Ak akçe kara gün içindir
- Ak curun akmazsa kara curun kol gibi
- Ak gün ağartır, kara gün karartır
- Ak koyun ak bacağından, kara koyun kara bacağından asılır
- Ak koyun kara koyun geçit başında belli olur
- Ak koyunun kara kuzusu da olur
- [1b] Karaya sabun, deliye öğüt neylesin
- [3] karalar bağlamak, karalar giymek
- [3a] kara çalmak, kara sürmek
- [1] acıkara, yağlı kara, yanıkara, fildişi karası
- [2] papazkarası
- [2] horozkarası, tavuk karası
- [3] yürek karası, yüz karası
Çeviriler
[değiştir]
Sıfat
| Yalın | Karşılaştırma | Üstünlük |
|---|---|---|
| kara | daha kara | en kara |
- [1] kara renkli
- [1a] koyu renkli, esmer
- [1b] zenci
- [2] ışıktan yoksun, karanlık
- [2a] (eskimiş) kuzey
- [2b] gözü görmez, kör
- [3] (mecaz) şom, uğursuz, üzüntü veren, utandıran
- [3a] (mecaz) üzgün, kederli, utanç duyan
- [4] (mecaz) basit, fakir, incelikten yoksun
- [5] güzel Kaynak : "Kara Mustafa Paşa" Sempozyumu kitabı. Örnek:"Kara gözlüm " veya "neredesin karam(güzelim)?" Kara Osmanlar
- [6] kötü ; Örnek:kara talih
- Ak akçe kara gün içindir, Ak koyunun kara kuzusu da olur, Dost kara günde belli olur, İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü, Kara haber tez duyulur, Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör, Ramazanda yalan söyleyenin bayramda yüzü kara olur, Ramazanda oruç yiyenin bayramda yüzü kara olur, Saçı ak mı kara mı, belli olmak, Verirsen veresiye, batarsın kara suya
- aralarına kara kedi girmek
- kara çalmak
- kara gün dostu
- kara haber
- kara kara düşünmek
- on parmağında on kara
- [1] aralarından kara kedi geçmek, kara kara düşünmek
- [1][1a] karaağaç, karaardıç, karaasma, karaayak, karabacak, karabakal, karabaldır, karabalık, karaballık, karabaş, karabatak, karabiber, kara boya, karaböce, karabuğday, karabulak, karabulut, kara bulut, karaburçak, karaciğer, kara cümle, karaçalı, karaçam, karaçav, karaçavuş, karaçayır, Karadağ, kara damaklı, karadavar, karadul, karadut, kara düş, kara elmas, kara et, karafatma, karagevrek, karagöz, Karagöz, karagül, karagürgen, karahalile, karahindiba, karahumma, karaiğne, karakabarcık, karakaçan, karakafes, kara kalem, kara kaplı kitap, karakarga, karakaş, kara kaş, karakavak, karakavuk, karakavza, kara kavruk, karakeçi, kara kehribar, karakeme, karakılçık, kara keş, kara koca, karakoncolos, karakucak, karakul, karakulak, kara kullukçu, kara kuru, kara kusmuk, karakuş, karakutu, karalahana, karaleylek, kara maşa, karasakız, kara sarı, karasığır, karasinek, kara su, karataban, kara tahta, karatavuk, kara tren, karaturp, kara yağız,karayaka, karayandık, karayanık, karayemiş, kara yer, karayılan, baldırıkara, karnıkara, karnı kara, sırtıkara
- [1b] Kara Afrika, kara derili, kara ırk, kara kıta
- [2] kara kutu, gözü kara
- [2a] Karadeniz, karayel
- [3] kara ağızlı, kara baht, karabasan, kara gün, kara haber, kara kış, kara kuvvet, kara liste, kara mizah, kara para, kara pazar, kara sevda, kara yas, kara yazı, kara yüz, ağzı kara, bağrı kara, bahtı kara, gönlü kara, yüzü kara
- [4] kara cahil, kara düzen, kara ev, kara fırın, kara kovan, kara saban, kara yurt
Çeviriler
Anagramlar:
[değiştir]
[değiştir]
Ad
- [1] kara
- [1] (Eski Türkçe) qara
[değiştir]
[değiştir]
Ad
- [1] Siyah, kuru, yer, deniz kenari, sahil, adak
[değiştir]
[değiştir]
Ad
- [1] yüz
[değiştir] Şablon:Moğolca
- Türk Dil Kurumu: "kara"
- Sözlerin Soyağacı: kara
- Etymological Dictionaries - Andras Rajki
- KÚNOS, Dr IGNAZ (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük.. Budapest: Section Orientale de la Société Ethnographique Tongroise.
Sayfa kategorileri: Haftanın Sözcüğü | Türkçe sözcükler | Ad (Türkçe) | Ad | Anlamı olan Maddeler | Renk | Renk (Türkçe) | Mecaz | Mecaz (Türkçe) | Kökeni Olan Maddeler | Eski Türkçe kökenli sözcükler | Eski Türkçe kökenli sözcükler (Türkçe) | Arapça kökenli sözcükler | Arapça kökenli sözcükler (Türkçe) | Eş Anlamı olan Maddeler | Karşıt Anlamı olan Maddeler | Atasözüne Bağlantısı Olan Maddeler | Diğer Dillere Çevrilmiş Maddeler | Sıfat (Türkçe) | Sıfat | Eskimiş | Eskimiş (Türkçe) | Deyime Bağlantısı Olan Maddeler | Gagavuzca sözcükler | Ad (Gagavuzca) | Eski Türkçe kökenli sözcükler (Gagavuzca) | Çağatayca sözcükler | Ad (Çağatayca) | Ladino sözcükler | Ad (Ladino) | Kaynak Verilmiş Maddeler