fare
Vikisözlük sitesinden
Konu başlıkları |
[değiştir]
[değiştir]
Ad
| Durum | Tekil | Çoğul |
|---|---|---|
| Yalın | fare | fareler |
| Belirtme (-i) | fareyi | fareleri |
| Yönelme (-e) | fareye | farelere |
| Bulunma (-de) | farede | farelerde |
| Çıkma (-den) | fareden | farelerden |
| Tamlayan | farenin | farelerin |
- [1] (hayvan bilimi, memeli) Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan.
- [2] (bilgisayar) Bilgisayara komut vermek için kullanılan elektronik ve mekanik özellikleri olan donanım.
- [1] Mus
- [1] "Tarla faresi. Fındık faresi."
- [1] (Arapça)
- [1] sıçan
- avcı kediye kurnaz fare
- dağ fare doğurdu
- fare düşse başı yarılır
- [1] avcı kediye kurnaz fare
- [1] fare çıktığı deliği bilir
- [1] fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış
- [1] fare düşse başı yarılır
- [1] fareler cirit oynamak
- fare deliği, faredişi, farekulağı, farekuyruğu, fare otu, kör fare, sivri fare, cep faresi, çatı faresi, fındık faresi, fil faresi, firavun faresi, kamyon faresi, lağım faresi, otel faresi, tarla faresi
- Eceli gelen fare kedi taşağı kaşır
- Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış
- Fare,çıktığı deliği bilir
Çeviriler
Çeviriler
- Türk Dil Kurumu: "fare"
- Sözlerin Soyağacı: fare
- Wikispecies Maddesi: "Mus"
[değiştir]
[değiştir]
Ad
| Tekil | Çoğul |
|---|---|
| fare | fares |
fare
- [1] herhangi bir ticari taşım aracından yararlanmak için ödenen ücret veya bilet fiyatı.
- [2] taksi veya kayık müşterisi, yolcusu.
- [3] belirli bir gruba, sınıfa, ülkeye vs. ait yiyeceklerden oluşmuş ürün yelpazesi.
- [4] (mecaz) yapıt, ürün.
- [3] traditional Scottish fare
- [4] Television offered Dickensian classics as staple fare.
[değiştir]
Eylem
| Zaman | Çekim |
|---|---|
| Mastar | to fare |
| Geniş zaman 3. tekil şahıs | fares |
| Şimdiki zaman sıfat-fiil | faring |
| Basit geçmiş zaman | fared |
| Geçmiş zaman sıfat-fiil | fared |
fare
- [1] belirli şartlar altında, belirli bir yol, metod izlemek; idare etmek.
- [2] (eskimiş) olmak, ... şeklinde sonuçlanmak, başına gelmek.
- [3] (eskimiş) yolculuk etmek.
- [1] The party fared badly in the elections.
- [2] Beware that it fare not with you as with your predecessor.
Sayfa kategorileri: Türkçe sözcükler | Ad (Türkçe) | Ad | Anlamı olan Maddeler | Hayvan bilimi | Hayvan bilimi (Türkçe) | Memeli | Memeli (Türkçe) | Bilgisayar | Bilgisayar (Türkçe) | Bilimsel Adı olan Maddeler | Örneği olan Maddeler | Kökeni Olan Maddeler | Arapça kökenli sözcükler | Arapça kökenli sözcükler (Türkçe) | Deyime Bağlantısı Olan Maddeler | Atasözüne Bağlantısı Olan Maddeler | Diğer Dillere Çevrilmiş Maddeler | Türk Dillerine Bağlantılı Maddeler | Kaynak Verilmiş Maddeler | İngilizce sözcükler | Ad (İngilizce) | Mecaz | Mecaz (Türkçe) | Eylem (İngilizce) | Eylem | Eskimiş | Eskimiş (Türkçe)