yerli
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Ad
[düzenle]yerli (belirtme hâli yerliyi, çoğulu yerliler)
- Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan kimse.
Örnekler
[düzenle]- "Ben buranın yerlisiyim, siz yabancı ve belki de geçicisiniz."- R. H. Karay.
- "Amerikan yerlileri. Afrika yerlileri."
Ön ad
[düzenle]yerli (karşılaştırma daha yerli, üstünlük en yerli)
- Taşınamayan, başka yere götürülemeyen.
- Belli bir bölgede yetişen, otokton.
- Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.
- Bir yerin ilk sakini olan, otokton.
Örnekler
[düzenle]- "Yerli dolap. Yerli sedir."
- "Yerli muz. Yerli meyve."
- "Yerli halıları gördüm, koyu sıcak kırmızılarla diri maviler ağır basıyordu."- B. R. Eyuboğlu.
- "Yerli malı yurdun malı, her Türk onu kullanmalı."
Sözcük birliktelikleri
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Azerice
[düzenle]Ön ad
[düzenle]yerli
- (coğrafya) yöresel