İçeriğe atla

sur

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken 1

[düzenle]

Arapça سور‎ (sūr, “savunma duvarı, sur”) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Aramice-Süryanice שׁוּרׇא, שׁוּר‎ (şūr, şawərā, “savunma duvarı, sur”) sözcüğünden alıntıdır. Aramice-Süryanice sözcük İbranice שׁוּרׇה‎ (şawrah, “hat, sıra, saf”) sözcüğü ile eş kökenlidir.

sur (belirtme hâli suru, çoğulu surlar)

Sur
  1. (mimarlık) Kale duvarı
    • Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı. - Yahya Kemal Beyatlı

Köken 2

[düzenle]

Arapça صور‎ (sūr, “boynuz, av borusu”) sözcüğünden.

sur (belirtme hâli suru, çoğulu surlar)

  1. Boynuzdan yapılan, içi boş borazan.
  2. (İslam) İslam inancına göre kıyamet gününde dört büyük melekten İsrafil’in üfleyeceği boru.

Köken 3

[düzenle]

sur (belirtme hâli suru, çoğulu surlar)

  1. (halk ağzı) uğur

Çekimleme

[düzenle]


Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "SUR :"
  • Nişanyan Sözlük'te: sur.

Ek okumalar

[düzenle]
  • Vikipedi'de sur

Asturyasça

[düzenle]

sur

  1. (yönler) güney, cenup

Fransızca

[düzenle]

Belirteç

[düzenle]

sur

  1. üzerinde.

Zazaca

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

sur

  1. (renkler) kırmızı
  

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

TDK Türkçe Sözlük'te: "sur".
TDK Özel Sözlük'te: sur"