İçeriğe atla

pike

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: pikë

Türkçe

[düzenle]

Köken 1

[düzenle]
  • Fransızca piqué (“1. sivri bir şeyle delinmiş, gagalanmış, 2. iki tabaka kumaşın üstüste dikilmesiyle elde edilen bir tür dokuma, 3. uçağın dikey olarak dalışa geçmesi”) sözcüğünden. Bu da Fransızca piquer (“gagalamak, sivri bir şeyle delmek”) fiilinin +é ekiyle geçmiş zaman fiil sıfatıdır.

Söyleniş

[düzenle]
Pike kumaş (1)
Pike battaniye (2)

pike (belirtme hâli pikeyi, çoğulu pikeler)

  1. (kumaş) Kabartmalı pamuklu kumaş
  2. Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü.
    • Pike üstünden kaymış, yere düşmüş.
      — 2020, Mehmet EROĞLU, Yarım Kalan Yürüyüş, İletişim Yayınları, s. 35
  3. (havacılık) Uçağın yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inmesi.
  4. (havacılık) Uçağın yüksekten hedefin üzerine dik olarak saldırması.
  5. (yüzme) Yüksek bir yerden suya dik olarak dalma.

Ön ad

[düzenle]

pike

  1. Bu kumaştan yapılmış.
    • Athénée Palace otelinde gûya büyük babamın dostu merhum Reşat Fuat Beye rasgeldim. Aynı şişmanlık, aynı eda, aynı tepesi küçülüp sivrilen baş, hattâ aynı giyim: Hâlā beyaz pike yelek giyiyor ve hattâ aynı âdet: Hâlå enfiye çekiyor!
      — 1936, Abdülhak Şinasi HiSAR, “Benzeyişlerimiz”, Ağaç, 1. sayı, s. 6

Köken 2

[düzenle]

pike (belirtme hâli pikeyi, çoğulu pikeler)

  1. İyi ayrılamama sebebiyle un veya irmik içerisinde kalmış olan, gözle görülebilen, iri ve koyu renkli kepek vb. parçacık.

Çekimleme

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "PİKE :"
  • Nişanyan Sözlük'te: pike.


Norveççe

[düzenle]

pike

  1. (primatlar) kız