pike
Görünüm
| Ayrıca bakınız: pikë |
Türkçe
[düzenle]Köken 1
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]

Ad
[düzenle]pike (belirtme hâli pikeyi, çoğulu pikeler)
- (kumaş) Kabartmalı pamuklu kumaş
- Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü.
- Pike üstünden kaymış, yere düşmüş.— 2020, Mehmet EROĞLU, Yarım Kalan Yürüyüş, İletişim Yayınları, s. 35
- (havacılık) Uçağın yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inmesi.
- (havacılık) Uçağın yüksekten hedefin üzerine dik olarak saldırması.
- (yüzme) Yüksek bir yerden suya dik olarak dalma.
Ön ad
[düzenle]pike
- Bu kumaştan yapılmış.
- Athénée Palace otelinde gûya büyük babamın dostu merhum Reşat Fuat Beye rasgeldim. Aynı şişmanlık, aynı eda, aynı tepesi küçülüp sivrilen baş, hattâ aynı giyim: Hâlā beyaz pike yelek giyiyor ve hattâ aynı âdet: Hâlå enfiye çekiyor!— 1936, Abdülhak Şinasi HiSAR, “Benzeyişlerimiz”, Ağaç, 1. sayı, s. 6
Köken 2
[düzenle]Ad
[düzenle]pike (belirtme hâli pikeyi, çoğulu pikeler)
- İyi ayrılamama sebebiyle un veya irmik içerisinde kalmış olan, gözle görülebilen, iri ve koyu renkli kepek vb. parçacık.
Çekimleme
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]
Norveççe
[düzenle]Ad
[düzenle]pike
- (primatlar) kız