paslı
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Ön ad
[düzenle]paslı (karşılaştırma daha paslı, üstünlük en paslı)

- Üzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış:
- "Duvarlarında ağır ve büyük paslı kılıçlar, kalkanlar, zincirler asılı dururdu." - Yahya Kemal Beyatlı
- (tıp) Hastalık dolayısıyla beyaz tabakayla kaplanmış dil
- (mecaz) Huzursuz, sıkıntılı, üzgün, kararsız:
- "Bir haftadan fazla süren yağmurlardan, rutubetten içinde paslı, kapanık ve sıkıntılı bir duygu belirmiş." - Halide Edip Adıvar