nihayet
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]nihayet (belirtme hâli nihayeti, çoğulu nihayetler)
- son
- Yatağın kenarından dışarı fırlıyan parmakları, örtünün nihayetini kabartan ayakları, daha şimdiden ölü bir hâl almışlardı.— 1943, Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, Remzi Kitabevi, s. 141
Belirteç
[düzenle]nihayet
- Sonunda.
- "Nihayet duam kabul olundu, önümde hiçbir hicap kalmadı, hakikat bana olduğu gibi tecelli etti." - Necip Fazıl Kısakürek
- -den başka bir şey değil.
- "Ama bu, nihayet bir nüktedir." - Yusuf Ziya Ortaç
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Nişanyan Sözlük'te: nihayet.