İçeriğe atla

kundak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

kundak (belirtme hâli kundağı, çoğulu kundaklar)

Kundak (1)
Kundak (2)
Bir roketatar kundağı, alt kısımdaki yuvarlak bölümdür.(6)
  1. (kumaş) Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez
    • Kendisine uzattıkları ince ve beyaz bir kundağa sarılmış kızına baktı." - Ömer Seyfettin
  2. Bu bezle sarılmış bebek
    • "Dikmen Yıldızı kundağı kucaklayarak ağır, sarsıntılı adımlarla savcının arkasından yürüdü." - Aka Gündüz
  3. (saç) Saçları yemeninin içine alıp bağlama:
    • Baş kundağı.
  4. Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey:
    • Dutların tomurcukları büyümüş, yaprakları burunlarını kundaklarından çıkarmışlardı. - S. F. Abasıyanık
  5. (yangın) Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb:
    • "Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım." - Halit Ziya Uşaklıgil
  6. (ateşli silahlar) Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm:
    • Kısa namluları dipçik kundağına kadar delikli zivana içinde. «Otomatik» dedikleri tüfek bu olsa gerek...
      — Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, s. 41, Yordam Kitap
  7. (otomotiv)Arabalarda dingil yatağı.
  8. (mecaz) Ara bozma, fitne, fesat çıkarma

Köken

[düzenle]
  1. Yunanca

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

TDK Türkçe Sözlük'te: "kundak".
TDK Özel Sözlük'te: kundak"