kadife
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]kadife (belirtme hâli kadifeyi, çoğulu kadifeler)
- (kumaş) üzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş; velur
- Kadifeye benzer dokumalı pahalı kumaştan paltolarını omuzlarına atmışlar. - C. Külebi
- kadife çiçeği.
- Sözgelişi, düzayak avluya açılan sundurmada dizili saksıları gösterdi mi, hemen, fesleğenleri, kadifeleri, hanımeli ve ortancaları sulardı.— Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, s. 67, Yordam Kitap
Ön ad
[düzenle]kadife (karşılaştırma daha kadife, üstünlük en kadife)

- Bu kumaştan yapılmış.
- Kadife bir mahfazayı usulcacık karısının yastığının altına koydu." - Ercüment Ekrem Talu.
Deyimler
[düzenle]alçacık boylu kadife donlu, kadife gibi, kadife kaplı demir yumruk olmak
Deyimler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "kadife" maddesi
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
Çeviriler
[düzenle]ön ad
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "kadife" maddesi