İçeriğe atla

kıble

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi قبله‎ sözcüğünden, o da Arapça قِبْلَة‎ (ḳibla(t), “yön, özellikle namaz yönü”) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça قَبَلَ‎ (ḳabala, “yöneldi”) fiilinin ism-i merresidir.

Söyleniş

[düzenle]

kıble (belirtme hâli kıbleyi, çoğulu kıbleler)

Adam, kıbleye dönüp dua ediyor. (1)
Kıble (2)
  1. (İslam) Bazı ibadetler yerine getirilirken dönülen Kâbe'nin bulunduğu yön.
    • Ne zaman annem, teyzem yan yana kıbleye dönse­ler birbirimize göz atardık.
      — 2010, Ahmet BÜKE, Kumrunun Gördüğü, Can Sanat Yayınları, s. 38
  2. (yönler) Bulunulan yerden Kâbe'nin bulunduğu yön
    •  Pencereden güneşe bakarak kıbleyi tayin ettikten sonra ellerimi kulaklarıma kaldırdım. - Reşat Nuri Güntekin
  3. (rüzgâr) Güneyden esen sıcak ve nemli yel.
  4. (yönler) Güney 180 derecelik yön.
  5. (mecaz) Sıkıntılı bir durumda yardım umarak başvurulan yer.

Çekimleme

[düzenle]

Atasözler

[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

kıblenüma

Çeviriler

[düzenle]
ibadet için yönelinen yer
güney yönünden esen rüzgâr


Rüzgârlar [değiştir]
yıldız | kıble | gündoğusu | günbatısı | poyraz | karayel | keşişleme | lodos

Kaynakça

[düzenle]
  • Nişanyan Sözlük'te: kıble.


Ek okumalar

[düzenle]