einen

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Almanca[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] birleştirmek, ittifak ettirmek

Söyleniş[düzenle]

IPA: /ˈaɪ̯nən/, geçmiş zaman IPA: /ˈaɪ̯ntə/, ortaç IPA: /ɡəˈʔaɪ̯nt/
Kafiyeler: -aɪ̯nən

Heceleme[düzenle]

Heceleme: ei·nen, geçmiş zaman Heceleme: ein·te, ortaç Heceleme: ge·eint

Eş anlamlılar[düzenle]

[1] einigen, vereinen, vereinigen

Karşıt anlamlılar[düzenle]

[1] entzweien

Örnekler[düzenle]

[1] Trotz aller Gegensätze einte sie doch die Ablehnung des alten Regimes.
Bütün ihtilaflara rağmen onları eski rejimi redleri birleştiriyordu.

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

vereinen

Köken[düzenle]

Almanca: ein/eins kelimelerinden türetilmiştir.

Sayı[düzenle]

[1] biri („1'i“)
[1] birin („1'in“)
[1] bire („1'e“)

Söyleniş[düzenle]

IPA: /ˈaɪ̯nən/
Kafiyeler: -aɪ̯nən

Heceleme[düzenle]

Heceleme: ei·nen

Ön ad (çekim)[düzenle]

[1] (belirtme hâli, müphem, sıfat) bir
[1] (müphem, sıfat, tamlayan) bir
[1] (müphem, sıfat, yönelme hâli) bir

Söyleniş[düzenle]

IPA: /ˈaɪ̯nən/
Kafiyeler: -aɪ̯nən

Heceleme[düzenle]

Heceleme: ei·nen

Tanımlık[düzenle]

[1] Türkçede bazen bir kelimesiyle ifade edilen, genelde karşılığı olmayan belirsiz tanımlık

Söyleniş[düzenle]

IPA: /ˈaɪ̯nən/
Kafiyeler: -aɪ̯nən

Heceleme[düzenle]

Heceleme: ei·nen

Kısaltmalar[düzenle]

[1] ’nen

Örnekler[düzenle]

[1] Setz dich auf einen Stuhl!
Bir sandalyeye otur!
[1] Ich habe einen Mann gesehen.
(Bir) Adam gördüm.