Tengri

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Eski Türkçe[düzenle]

Özel ad[düzenle]

  1. (din) Tanrı
    • "Allah Tengri". (İlahî Allah'ım anlamında kullanılmıştır) – Dede Korkut[1]
    • “Kâfirler – Allah’ın gazabı üzerlerine olsun – göğe “Tengri” derler, aynı zamanda azametli gördükleri her şeyi, örneğin bir dağı ya da bir ağacı da “Tengri” olarak adlandırır ve önünde secde ederler. Bunların sapkınlıklarından kaçarak Allah’a sığınırız.” – Kaşgarlı Mahmud
    • İslâm’a henüz girmiş olan Oğuz Türkleri herhangi bir zorluk ile karşılaştıklarında bakışlarını gökyüzüne yöneltip “Bir Tengri” derlermiş. – İbn-i Fadlan
    • "Allah'tan başka Tengri yok." – Süleyman Çelebi, (Mevlid-i Şerif)
    • Tengri Dağ, Tengri Göl. Çünkü Tengri ayrıca bir ruh kategorisinin de ismiydi, göğe bağlı doğa ruhları.

Sözcük birliktelikleri[düzenle]

Açıklamalar[düzenle]

  • Tengri (Eski Türkçe): Gök (tanrısı). Eski Türkçe kaynaklarda Gök anlamına geliyor. Aynı cümle bilinmeyen bir zamandan beri bugünkü anlamı ile Tanrı biçiminde kullanılıyor.
  • Tenger (Moğolca): Gök
  • Tenger Etseg (Moğolca): Gök Baba. Gök tanrısının Moğollardaki ismi.

Çin kayıtlarına göre açıklamalar[düzenle]

Tengri: Gök (tanrısı). Bu cümlenin en eski kanıtları eski Çin edebiyatında Hsiung-nu (M.Ö. 1766-400) halkını anlatan yazılarda bulunmuştur. Çinlerin tcheng-li şeklinde verdikleri bu cümle hiç şüphesiz, iki heceli Tengri cümlesinin Çinceleştirilmesidir. Daha geç yazılmış kaynaklarda Çinler Tengri olarak teng-ning-li (ya da teng-yi-li) şeklinde üç heceli bir cümle veriyorlar. Ortaya -in’in eklenmesi Çin tercümelerinde normaldir ve üç heceli cümle Türk dillerinde kanıtlanmışsa da en eski kaynaklarda bulunmaz. Bu konu hakkında farklı fikirler var: Şimdiye kadar karşılaştırılmak amacıyla ortaya konulmuş Sümerce Dingir (Sümerlerin en yüksek Tanrısı) ve Çince T'ien (Gök)'den daha çok memnun bırakan (Eski) Türkçe Teng- (dönmek) olmuştur.[2]

Türk dillerindeki kullanımlar[düzenle]

  • Tengri
  • (Eski Türklerin Mitolojisi [Die alttürkische Mythologie], Jean-Paul Roux, sayfa 255)