filiz
Vikisözlük sitesinden
Konu başlıkları |
Ad [değiştir]
- [1] Yeni sürmüş körpe ve küçük dal veya yaprak.
- [2] (yer bilimi) Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
- [1] sürgün
- [1] "Yeşil çeltik filizleri bir parmak uzunluktaydı."- Y. Kemal.
- [1] "Geniş çerçevenin kenarını süsleyen filizlerle sarmaşıklara yapışmak istedi."- Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahur Beste.
- [1] "Cemiyette Ausière gibi filiz süren dehalara lazım olan şey başı boş bir yaşama hakkı değil."- Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Bir Sürgün.
- [1] "Bir ağacın kökünden çıkan filizler bile her ne kadar kısırda olsalar, siz şayet onları boş bir toprağa uygunca dikerseniz mahsuldar olurlar."- Ruşen Eşref Ünaydın.
- [1] "Nice günlerden sonra filiz sürer, çiçek açar, ummadığınız bu zenginlikle sizi şaşırtıverir."- Nurullah Ataç, Söyleşiler.
- [2] "Demir filizi. Bakır filizi."
Birleşik Fiiller:
- [1] filiz sürmek, filiz vermek
- [1] filiz gibi
- [1] filizkıran, filiz rengi, soya filizi, turp filizi
- [2] maden filizi
- [1] filizlenmek
Ad [değiştir]
- [1] filiz
- [1] (Yunanca) phylisa
Kategoriler:
- Türkçe sözcükler
- Ad (Türkçe)
- Ad
- Anlamı olan maddeler
- Yer bilimi
- Yer bilimi (Türkçe)
- Eş anlamı olan maddeler
- Örneği olan maddeler
- Deyime bağlantısı olan maddeler
- Kökeni olan maddeler
- Rumca kökenli sözcükler
- Rumca kökenli sözcükler (Türkçe)
- Arapça kökenli sözcükler
- Arapça kökenli sözcükler (Türkçe)
- Türk dillerine bağlantısı olan maddeler
- Diğer Dillere Çevrilmiş Maddeler
- Gagavuzca sözcükler
- Ad (Gagavuzca)
- Yunanca kökenli sözcükler
- Yunanca kökenli sözcükler (Gagavuzca)
- Kaynak Verilmiş Maddeler