yatırmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]yatırmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi yatırır)


- bir kişinin bir yere yatmasını sağlamak.
- Çocuğu bir kenara yatırdım ve kadını omuzlarından tutup bir taşa dayadım. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- (uyku) uyutmak
- geceyi geçirmesini sağlamak
- Gece beni en üst katta bir odada yatırdılar. - Ömer Seyfettin
- Eğmek, yatık duruma getirmek
- Yağmur ekinleri yatırdı.
- konuk etmek
- (para) Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek
- Eline geçen serveti emlaka yatırıyordu. - Ercüment Ekrem Talu
- parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek
- Telefon parasını PTT'ye yatırdım.
- bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek
- Pastırmayı çemene yatırmak.
- bir şeyi düzeltmek, bastırmak, yassıltmak.
- Kemal Rıfat avucunun içiyle saçlarını yatırıyor. - Attilâ İlhan
- bir şeyi satın almak için para harcamak
- Ben o zamanlar babamın yanında çalışıyordum. Rahmetliden gizli at yarışı oynayıp kazandığımı şaraba yatırıyordum.— Semih ÖZTÜRK, 2018, Önce Dağlar Kar Tutacak, s. 47, Varlık Yayınları
- (argo) başarısızlığa uğramasına yol açmak